Bir suredir kafayi kendimizi, hayatimizi, butun potansiyelimizi kullanmamizi engelleyen bilincalti fikirlere taktim. Ilk deneyimlerimizden cocuk aklimizla cikardigimiz basit denklemlerin, yetiskin hayatimizi nasil etkiledigini ayristirmaya calisiyorum. Kendimde ve cevremde en belirgin olarak one cikanlar onaylanma, kendini onemli hissetme, deger gorme tutkusundan yada baska bir ifadeyle kisinin degersiz, yetersiz olduguna dair bos inanclardan kaynaklananlar. Bu sorun bence cok yaygin. Facebook’a birseyler koyup sonra 2 dakikada bir kim begenmis, kim yorum yapmis diye kontrol etmek baska nasil aciklanir? Ya blog yazarlari? Neden yaziyoruz biz? Salt yazmak adina mi yoksa kendimizi birilerine begendirip, onaylatmak icin mi? Gelen yorumlarin istatistigini madde bagimlilari gibi tutup, gurur meselesi yaptigimiz oluyor mu arada? Az ilgi gorunce, “birakicam lan bu isi” diye somurtup ilgi aradigimiz? Ustunde calismali bunlarin, yetiskin olarak onayini almamiz gereken tek mercinin kendi vicdanimiz ve aklimiz oldugunu, bunun getirdigi sorumlulugu kabullenmeyi ogrenmeli artik.
Bugunluk bu kadar, yorum birakmamak serbesttir. Optum.
Nadir kullanirim, ama bu yazinin bir begen tusu olsa tiklayacaktim
Öptüm
)
Benim için “beğen” tuşunun anlamı:
“Seninle ilgileniyorum.Yazdıklarını okumak,fikirlerini görmek bana iyi geliyor,Nerede olursan ol,seni hep kendime yakın hissediyorum. Belirttiğin konuda ben de senin yanındayım” mesajını ilan etmesi…
“Dostluk,insanlık,düşünce kardeşliği” …
Bu duygularla “beğen”iyorum hep kendime yakın gördüklerimi…En çok da seni “beğen”iyorum canım kızım benimmm…
bravo Safak teyze’cim begen tusunu bende oyle kullaniyorum gordum, yanindayim demek icin daha çok:) Selen’in radikal gunleri:) huuu komsu paylasmak diye birsey var hayatta yahu. Paylasmanin dayanilmaz hafifligi!!
gene ben! bu yeni dunya degisiminde bloglar ve facebook’un çok onemi var kanimca artik ust merciler, unluler vesairinen empoze edilen hayatlari yerine siradan insanlarin soz hakki, kendi kosesi kendini serbestce ifade edebildigi ortamlar bunlar. yalnizlikda anahtar olabilir sadece Avrupa usulu fiziksel yalnizlik degil kastettigim kendin gibi dusunenleri bulamama yalnizligi! cozumu bloglarda
bloglar olmasa seni, evren’i, safak teyzeyi ve sevdigim bir suru insani nasil tanirdim ben! hadi Noel baba dedin sesimi cikarmadin:) bak bloglara dokundurtmam ona gore!!!
Bloglara ben de dokundurtmam
Selen bence baska bir seyden bahsediyor burada. Saat farkini tam hesaplayamadim, belki de uyuyor simdi. Sabah kalkinca kendisi anlatsin…
Beni de irrite eden bagimlilik hali. Yoksa bloglari ben de seviyorum. Cok guzel insanlarla tanistim. Yazmadiklari zaman ozluyorum. Ama FB, twitter gibi her bilginin, her paylasimin hizlica tuketildigi yerler konusunda ikircikliyim. Dedigin gibi bunun icin mesai harcayan cok insan var. Bir kadinla tanismistim, 20 dakika twitter’a bakmayinca kendisini kotu hissettigini soyluyordu. Benimle konusurken de muhtemelen kafasindan twitter mesajlari geciyordu. Cok hasir nesir olunca, farketmeden etkilenebiliyor insan. Cunku begenilme/onaylanma durtusu (durtu mu, yoksa sonradan toplumsal olarak mi olusuyor bilemiyorum ama) var bir sekilde icimizde. Bir ara ben de yasadigim olaylara facebook’ta nasil paylasirim olarak bakmaya basladigimi farkettim ve o anda accountumu sildim, daha dogrusu dondurdum, silmene izin vermiyorlar. Cok da rahatladi kafam, hafifledim. Ama bence bloglar farkli. En azindan bazi farkli bloglar var. Ve inaniyorum ki, bu insanlar yorum almasa da yazacaklar. Iclerinden geldigi icin yaziyorlar. Fakat ne zaman ki “kusura bakmayin, yazamadim, edemedim” psikolojisine giriyorlar, iste o zaman kotu. Bu isi gorev gibi yapmaya baslamak hos degil. Ama bu insanlari da suclamiyorum, boyle bir durtu var insanin icerisinde. Hayatin baska alanlari ters gidince boyle seyler kendini iyi hissettiriyor, kisa sure icin bile olsa. Fakat temel problemleri cozmedikce yalnizca bir yere kadar…
Heeey, işte güzel haber! Çok sevindim
Cesaret veriyor senin gibi insanları görmek. Darısı başımıza! Şirket değil belki ama yapmak istediğimiz, tutkuyla bağlı olduğumuz şeyler için adım atmak… İç denge konusunda da cok haklısın! Ne desem boş. “Kusura bakmayın yazamadım”dan sonra gelen şeyler önemli sanırım. Olay göreve dönüşüyorsa problem. Yoksa, ben de merak ediyorum ne oldu, neden yazmadı, şirketini kurabildi mi,… diye:)
aa, en guzel haber bu iste!! Bosver facebook’u falan, bunu kutlayalim
portakal likorum daha olmadi ama bitki cayimi senin serefine kaldiriyorum Beste. Yolun acik, basarilarin daim olsun. Bu is seni coooook ama cok mutlu etsin. Kocaman opuyorum seni.
Ben internette gecen fazla zamanin ailemizden, cocuklardan, gercek hayattan calindigini dusunuyorum! Internette asiri sosyal olanlarin gercek yasamlarinda biraz yalniz olduklarini, yasam yeri olarak sanal dunyayi sectiklerini da dusunmuyor degilim..suclamiyorum! Her duygu insan olmanin geregi! Begenilmek de, onay gormek de, paylasmak da, arkandayim ayni fikirdeyim turunde like buttonlarina basmak da dogal bir gereksinim! Dayanisma, bilgi alisverisi, paylasimlar cok guzel…Ama en onemlisi bunun dozunu ayarlayabilmek…Insan sanal iliskilerine de, ailesine de, gercek yasam dostlarina da yeterli vakti ayarlayabiliyorsa sagliklidir, herseyin asirisi kisiye zarar verir!;)
Kocaman bir BEGEN sana Selen
Ben like diyorsam zaten begendigimden diyorum
Dogrusun, haklisin, tuttum bu lafi diyorum.
) okuyabiliyorlar. Esas amac da gunluk tutup yaptiklarini unutmamak. Yani bizde sanal gunluk aliskanligi var bacim
O da sinirlari belli sekilde.
Blog bende de uzaklari yakin etmek icin basladi. Simdi gunluk tutuyorum iste, bildigin gunluk. Ozel hayatta da Dilek ara ara ogretici, ara ara gulen, ara ara aglayan. O neyse blog da o oluyor. Daha farkli degil. Butun ozel hayatin bloga, facebook’a ya da baska sanal ortamlara tasinmasi hos degil. Cocuklarin ozellikle de. Ne kendimin, ne de ailemden birisinin fotografini yayinlamiyorum blogda. Facebook’ta da uzaklardakiler icin ayda yilda bir… Bocugun kendi sitesi var. Gene uzaklardakiler uyelikle(onayi biz veriyoruz ana baba olarak ve server kendi bilgisayarimiz, o yuzden ara ara kesilir yok olur, sonra gene gelir
Telefonuna yapisik yasayanlara da Allah akil fikir versin. Bizde en az radyasyon yayanindan var, oyle teknolojik falan degil
Mumkun olsa hic kullanilmayacak, hatta evdeysek kapali
Hepinize katiliyorum. Isin sirri denge sanirim. Her turlu bagimlilik gibi, bu da zararli. Ama iyi ki var sosyal paylasim platformlari, yoksa hepinizi nasil tanirdim? Blog arkadasliklarina !
cheers mate:)
beste’ye not: sen kahveyi yapip gelene dek ben aldim haberleri buradan
haydi bakalim kim tutar seni
darisi basimiza evren’in dedigi gibi
Bir suredir derinlemesine dusundugum bir konuya parmak basmissin, bende sirf boyle dusundugum icin facebook’dan sogudum. ama blog camiasindan soguyacagimi sanmiyorum
)