>Ojek mucizesi

>Bir haftalik tatilden sonra dun iste ilk gunumdu. Isler birikmis ama kimin umurunda. Bali’den gelmisim, zaten bir iki kere daha gitsem aydinlanacagim, oyle bir ruhani dinginlik geliyor insana. Askimla ogle yemegi yemek istedim. Gidecegimiz yer ise yakin aslinda, normal sartlarda 10 dakika mesafede. Saat 13:30’da da patronla toplanti var. Bizim patron yasli ve huysuz bir adamcagiz, toplantilara gec kalinmasindan hic ama hic hoslanmaz, her turlu gicikligi yapar. O yuzden erken cikiyoruz ogle yemegine ki, vakitlice ise geri donebileyim.

Tam yemekler geldiginde disarida ortalik birbirine giriyor bir anda. Siddetli bir yagmur basliyor gokleri titreterek. Bende hala stres belirtisi yok ya, Tunc diyor, sen bir an once cik, ancak gidersin diye. Saat 1 gibi cikiyorum, nasilsa giderim diyorum ama o 20 dakikalik yagmurun yollari dereye cevirdigini gorunce endiselenmeye basliyorum. Olsun diyorum, yolun karsisinda arabadan inerim, yururum. En kotusu islanirim, ofiste ustumu degistiririm. Derken, sofor birden anayoldan sacma sapan bir yola sapiyor. “Naaptin, Sumadi?” diyorum, “Sudirman cok kalabaliktir Miss, buralardan daha cabuk gideriz” diyor. Hadi hayirlisi. Zaman durmuyor, trafik ilerlemiyor, benim stres katsayim artmaya basliyor. Yurumem mumkun degil bulundugumuz yerden. Toplantiya bes dakika kala patrona mesaj atiyorum, “ben trafige takildim, beni beklemeden baslayin toplantiya” diye.

Tatilde birbirimizi sinir ettik patronla, aramiz nane. Dunya cenneti Bali’de beni keyfimi kacirdigi icin uzgun, sirinlik mi yapmaya calisiyor, yoksa iyice gicik oldu da bana iskence mi yapmak istiyor emin degilim ama dakikada bir ariyor, “nerdesin? Sensiz toplantiya baslamayacagiz.” . Bir kendisi ariyor, bir asistana aratiyor. Arabalar santim santim ilerliyor.. Sakin olayim diyorum, nefesime konsantre olayim, vardir bir hayir gec kalmamda falan diye ugrasiyorum ama mumkun mu sakin kalmak. En sonunda Sumadi’ye “Arabayi kenara cek, hemen bana bir ojek bul” diyorum. Baska care yok, bunu da yasamak varmis.

Kac senedir giydigimi hatirlamadigim, krem rengi saten kumas kapli ayakkabilarima bakiyorum. “Birlikteligimiz bugun sona erebilir, beni affet, bu riski almak zorundayim, seni cok sevdim” diyorum. Yagmurun biraz azalmasi icin umitle gokyuzune bakiyorum, ise yariyor, yagmur neredeyse duruyor, ama caddeler hala su birikintileriyle dolu. Sumadi’nin buldugu motorsiklet taksiye (ojek) dogru kosuyoruz. Kaski basima takiyorum. Arkaya oturuyorum da nereye tutunacagim, adama mi? ayaklarimi nereye koyacagim?


Neyse ki saskinlik kisa suruyor, hemen etraftaki insanlara bakip onlar gibi oturdugum yere tutunuyorum bir elimle. Diger elimle de cantami saglama alip yola cikiyoruz. Ojek soforu tecrubeli, su birikintilerine girmiyor, motoru fazla sarsmiyor, benim tecrubesiz oldugumun farkinda, belli ki Sumadi uyarmis. Hemencecik ofise geliyoruz. 1,5 dolar veriyorum gidiyorum, adam arkamdan seslenince farkediyorum, kaski cikarmamisim. Gulerek geri iade ediyorum.

Kosa kosa ofse gidiyorum, stres kalmamis bende. Jakarta sokaklarinda ojekle dolasmisim patronun fircasindan mi korkacagim? Yasli adamin surati kizarmaya baslamis ama ben iceri girince hemen ilk ojek tecrubemi anlatmaya, dagilmis saclarimi duzeltip ustumdeki kurumus camur damlalarini silkelemeye baslayinca o da gulumsuyor. Ayakkabilarima da birsey olmamis, iyice keyifleniyorum. Pozitif enerji bulasici, beyaz kadinin ojekle toplantiya yetisme macerasi herkesi neselendiriyor.

Iste boyle komik bir gundu dun.

Advertisements

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s