>Sudan

>Sudan’daki secim haberleri beni yillar oncesine goturdu. Hani bazi yerler vardir, gittikten seneler sonra bile anilar tum canliligiyla kalir hafizada, iste Sudan da o yerlerden biri benim icin. Kalbimdeki yeri herzaman cok ozel olmustur. Cok carpici bazi gercekleri kendi gozlerimle gordugum icin mi, senelerce bizi TV basina yapistirip sualtini tanitmis olan Jacques Cousteau’nun calismalarinin kalintilarina ellerimle dokunabildigim icin mi, kopekbaliklarini cok yakindan tanima imkani buldugum icin mi, yoksa kendimle ilgili daha once farkinda bile olmadigim bazi seyleri ogrendigim icin mi bilmem, o Sudan gezisinin yeri apayridir benim hayatimda.

Gezinin sualti ve kopekbaliklariyla ilgili olan kismini ayri bir yazida anlatmam lazim. Evet, kesinlikle yazmaliyim ki kayit altina gecsin. Dijital cag oncesi, sevgili amfibik makinamiz Nikonos V ile cekilen fotograflar ve hatta ilk housing sistemimiz ile cekilen videolar da internet ortaminda yerini alsin cok gec olmadan. Yeni heyecanlara kapilip, Sudan’i unutmadan yazmaliyim vakit ayirip.

Karada cok az vakit gecirdik biz aslinda Sudan’da cunku gezimiz kopekbaliklariyla daha cok vakit gecirebilmek adina mavi tur seklinde planlanmisti. Zaten Sudan’in kara kismi pek guvenli olmadigi icin ve konaklama secenekleri cok kisitli oldugu icin mavitur en uygunuydu o sartlarda. Port Sudan’da bir iki gun gecirebildik sadece ki, o da genelde limanda demirlemis teknenin icindeydi. Yine de her biri en az bir zamanlarin supermodeli Iman kadar guzel olan uzun boyunlu, ince bilekli kadinlar, kocaman gozlu kara cocuklar, bellerinde upuzun kiliclarla dolasan beyaz elbiseli adamlar zihnime oyle bir kazindi ki, su anda bile tum canliligiyla hatirliyorum. Seriat vardi o zaman Sudan’da ve askeri siki yonetim. Seriat, yuzlerine kabile izleri kazinmis adamlarin, bilekleri dovmeli kadinlarin ustune tam oturmamis bir giysiydi. Limanda cirilciplak yikanan kadinlara donup bakmayacak kadar ciplakligi benimsemis, tundralarda ciplak yasayip aslan avlayan atalarin cocuklariydi onlar, damarlarindaki kanin her damlasi Afrika’liydi. Arap tacirlerin getirdigi Islam, ustlerine yapistirilmaya calisilan seriat bir turlu olmamisti onlara.

O upuzun boylu, kugu boyunlu, ince bilekli kadinlar birbirinden renkli seffaf sifonlarla kapaniyorlardi. Iclerine kisa kollu acik yakali t-shirtlerle dizalti etekler giyiyorlar ve dunyanin en parlak renklerindeki sifonlarini zarif bir sekilde vucutlarina ve saclarina ortuyorlardi. Dovmeli, kinali bileklerini gumus, altin takilarla yada tahta boncuklarla susluyor, tum pisligin ve fakirligin icinde surmeli gozleriyle cennetten inmis birer melek edasiyla suzuluyorlardi. Boyleydi iste Sudan’in seriati.

Grubumuzda sadece iki bayan vardi. Diger bayan tekneden hic inmemeyi tercih etmisti, ben de seriat korkumdan uzun pantalon ve uzun kollu gomlek giyip inmistim tekneden. Oysa ki tum renklerin en cirtlak tonlariyla soyle bir ortunuvermis o guzel kadinlar benden cok daha cekiciydi. En kotu tarafi fotograf cekmenin hem yasak olmasi, hem de halkin fotograf cekilmesine asiri tepki gostermesiydi. O yuzden hic fotografimiz yok gezinin bu kismina ait. Oysa ki fotograflik ne cok sey vardi. Halk fotograf makinesinden korkuyordu. Bir arkadasimiz pazar yerinde bir adamin fotografini cekmek istemis ve adamdan gidip izin istemisti, adam da kabul etmisti. Ancak arkadasim fotograf makinesini cantadan cikarir cikarmaz bir anda herkesin ustune cullanmasi bir olmustu. Neyse ki izin veren adam araya girdi de, Levent’i ellerinden kurtardi. Yoksa buyuk ihtimalle pazarin orta yerinde 40 kirbacla sonuclanirdi bu fotograf macerasi. Nitekim, sadece bir hafta once bir turist bira icmekten kirbac cezasina carptirilmisti.

Zaten en buyuk uyariydi gitmeden once cantalarimizda alkol ve p.rn.grafik herhangi birsey bulunmamasi. Ulkeye girerken cantalarimiz didik bunlar icin aranmisti. Genelde sinir kontrollerinde polislerin hakli olarak takildigi, bomba gorunumlu housing akulerimize degil de, siselerin icinde neler olduguna, kitaplarin ve dergilerin iceriklerine bakmisti guler yuzlu polisler.

Biz tam oradayken geceyarisindan sonra sokaga cikma yasagi vardi. Biz gelmeden bir iki hafta once iki kabile arasindaki bir surtusme kanli bir sekilde sonuclanmisti. Iki kabile bir arsa yuzunden birbirine dusmus. Kabilelerden birinin lideri birtakim yolsuz yollarla araziyi ele gecirmis, diger kabile de olayi mahkemeye vermis. Ancak mahkeme kapisinda kabile liderlerinden birinin bogazini kesivermis diger kabileden birileri. Olayin detaylarini tam hatirlamiyorum ne yazik ki, ancak ortalik bir anda karismis ve gece sokaga cikma yasagi ilan edilivermis, biz gittigimizde hala yasakti.

Bir gece teknemizin sahibi ve kaptani 25 yasindaki, cam yarmasi Iskoc kizi Rosie ve Omer Serif’in gencliginin kopyasi olan Misir’li yakisikli kocasi Ali, bizi Port Sudan’da yerel bir restorana yemege goturduler. Port Sudan’da elektrik varla yok arasiydi. Sokaklar kor karanlikti, sadece jeneratoru olan uc bes yerin sayesinde aydinlaniyordu ortalik. Kurak, sert toprak daha da bir sertlesmisti sanki ayaklarimin altinda o kor karanlikta yururken. Restoran diye bizi getirdikleri yer sokagin ortasina atilmis bir kac plastik sandalye ve masadan olusan bufeden hallice bir yerdi. Restorana yaklasirken uzun beyaz elbiseli adamlarin kocaman kiliclarini kucaklarina yatirarak oturduklarini ve ellerindeki kalayli bakir bir kaptan camur gibi birseyi ekmegi batira batira elleriyle yediklerini gormustum. Yaklasirken Tunc’a “o bulamac gibi seyden hayatta agzima surmem” ben diye fisildamistim. Oysa ki o bulamacin ustunde keci peyniri eritilmis fasulye puresi oldugunu ve inanilmaz bir lezzeti oldugunu ogrenecektim bir iki dakika sonra, “iyi ki denemisim” diyecektim. Hayatimda yedigim en lezzetli etlerden birini yiyecektim. Onumuze minicik kaselerde getirilen corbayi icmek icin garsondan kasik isteyecektik, garson panik halinde saga sola kosusturduktan sonra elinde tek bir plastik kasikla donecekti ve biz kaseleri kafamiza dikip ellerimizle yemege saldiracaktik.

Acliktan insanlarin oldugu bir yere ilk gezimdi bu. Sudan, petrol rezervleri cok zengin olan ancak ic savaslar icin harcanan paralarin petrol gelirinden fazla oldugu bir ulkeydi. Sudan, Birlesmis Milletler’in gonderdigi yiyecek yardiminin insanlarin acliktan olup daha cok dikkat cekmesi icin halka dagitilmadigi, liderlerin kendi insanlarina deger vermedigi bir yerdi o zamanlar.

Simdi ilk secimlerini yaptilar. 73 parti katilmis oylamaya, liderlerin cani demokrasi cekmis. Oynanan oyunlara farkli bir kilif gerekti sanirim ki deri degistirme gereksinimi duymuslar. Hersey bir yana da cocuklar uzuyor beni, hicbir cocuk ac kalmasa, bir avuc pirinc ugruna eline silah almasa , mevcut asilari olamadigi icin kizamik gibi sacma sapan hastaliklar yuzunden olmese, HIV ile dunyaya gelmese hic bir bebek..

Advertisements

4 thoughts on “>Sudan

  1. >anlattıkların korkunç.üstelik sen sana gösterilen kadarını nakledebiliyorun. mutlaka daha neler neler var.ama değil mi ki açlıktan ölüyor çocuklar, dediğin gibi bir avuç pirinç için silahlar konuşuyor ( silah ve kurşun daha pahalıyken pirinçten ! ):(

  2. >ne kadar güzel anlatmışsın, hiç fotoğraf olmamasına rağmen fotoğraflarını görmüş kadar oldum… kendi dünyamızın dışında ne kadar farklı dünyalar var ve biz nasıl da kendi km2'miz içinde kaybolup gidiyoruz gün içinde! elimizdekinin kıymetini bilmek için belki de sadece, gezip görmekte fayda var sanki…

  3. >Nalan, bu tur seyleri dusununce cok buyuk umitsizlige dusuyorum ben. Bunlar sadece Afrika'da yasanmiyor, dunyanin her yerinde cok aci seyler gormek mumkun bakarsan. Asya'da da bir avuc pirinc icin vucudunu satan minicik cocuklar var mesela… Beste, aslinda acikli cok sey var ama bize sunulan guzellikleri goz ardi etmemek lazim. Herseyin bir sebebi var mutlaka ama bu tur aci olaylari anlayacak bilgelik seviyesine ben asla ulasamayacagim. Ipex, cok tesekkur ederim. Kesinlikle sana katiliyorum. Rahat ettigimiz alandan arada bir bile olsa cikmaya zorlamaliyiz kendimizi.

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s