Palau’ya Yolculuk

Uzun zamandir gitmek istedigimiz bir yerdi Palau. Gitmek isterdim de, okyanusun ortasinda 20 bin nufuslu bir devlet oldugundan haberim yoktu. Filipinler’in 500 mil dogusunda, Japonya’nin 2000 mil guneyinde, tam anlamiyla Pasific Okyanusunun ortasinda bir adaymis meger. Bolgedeki Amerikan egemenliginden payini 1978’e kadar alip, 1981’de Amerika bu adalari kismen rahat biraktiginda bagimsizligini ilan edip Palau Cumhuriyetini kurmuslar.

Yuzolcumu 459 km2 nufusu da 208’de yapilan sayima gore 21 bin kisiymis. Tarihleri bouunca pek cok bayrak dalgalanmis topraklarinda. Kendi devletlerine sectikleri bayrak ise masmavi bir zemin uzerine sapsari, yuvarlak bir gunes. Henuz yoldayiz, Palau’ya ulasmadik ama bu bayrak bu tatilin guzel gececegi mesajini veriyor bana.

Manila uzerinden gidiyoruz Palau’ya. Bu ada devletciklere Amerikan havayollari ucuyor. Okyanus ortasindaki Amerikan hakimiyetinden pek bir bihaber oldugumdan, bu yolculugu planlamaya basladigimizdan beri saskinlik ustune saskinlik yasiyorum. Mesela Guam adasina ayak basailmek icin Amerikan vizesi gerektigini, Amerikan havayollarinin butun el bagajlarini ve yolcularin ustlerini baslarini didik aradigini hic bilmiyordum.

Manila havalimaninin dunyanin en kotu 10 havalimani arasinda oldugunu duydugumda pek inandirici gelmemisti. Hatta o dunyanin en kotu 10 havalimani listesinde Jakarta’nin olmamasini ilginc bulmustum. Gorunce hak verdim, gercekten kotuymus. Su icmek istedik, ancak bufelerin hicbirinde kredi karti gecmiyordu. Doviz burosu yada atm icin ise gumrukten disari cikip tekrar ulkeye giris yapmak gerekiyordu. Bufelerden birinden dolar bozmasini rica edip icebildik bir sise suyu. Filipinliler gordugumuz kadariyla gayet guleryuzlu, guzel Ingilizce konusabilen, yardimsever insanlar.

Ucaga gecmek icin kapiya geldigimizde ise, simdiye dek gordugumuz en ilginc guvenlik kontroluyle karsilastik. El bagajlarimizi acip, icindeki herseyi cikarip, cantanin butun gozlerini elle aradilar. Cantanin icindeki butun kutulara, torbalara tek tek baktilar. Butun lenslerin kapaklarini acip icine baktilar. Elmalarimiz bile evirip cevirip birsey aradilar. Sonra yan tarafa gectik ve yine elle yapilan bir vucut kontrolunden gectik. Daha sonra yanyana alcak tabulere oturmus memurlari gosterdiler. Bizim sokakta ayakkabi boyayan cocuklar gorunumundeki bu adamlarin onune oturdugumuzda ayaklarimizi onlerindeki basamaklara koyalim mi, koymayalim mi bilemedik. Adamlar bize ayak masaji mi yapacaklar yoksa ayakkabilari mi boyayacaklar diye gulusurken ayakkabilarimizi evire cevire incelediklerini gorduk. En pis is bunlarinkiydi herhalde, zaten onlar da durumlarindan memnun gorunmuyorlardi. Neyse, ayakkbilar da temiz cikinca salona gecebildik.

Uzun yolculugun ardindan sabah 3 gibi Palau’ya vardik. Biz yattigimizda horozlar otmeye baslamisti. Bugun kesif gunu, bakalim Palau nasil bir yermis.

Advertisements

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s