>Tanrıların Adası

>Bali’de tam olarak kaç tane tapınak olduğu sanırım bilinmiyor ancak yüzölçümü topu topu yaklaşık 5600 km2 olan adada 10-15 bin adet tapınak olduğu tahmin ediliyor. Hala bir çeşit kast sistemi var ve her ailenin kendi evliyalarının bulunduğu, kendi atalarını andıkları aile tapınakları var. Bunun dışında her köyde Brahma, Wisnu ve Siwa adına yapılmış en az üç tane tapınak bulunuyor. Bali’liler hayatta herşeyin bir simetrisi olduğuna inanıyorlar, bunun için her tapınağın bir de simetrik tapınağı var, yani üç tanrı için altı tapınak ediyor. Bu tapınakların bazılarında köy toplantıları yapılıyor, bazıları mezarlığa yakın oluyor ve cenaze törenleri için kullanılıyor. Bunların dışında bir de fonksiyonel tapınaklar var, örneğin ressamların tanrıların kendilerine ilam vermesi için tapınak, yada çiftçilerin hasatlarının bereketli olması için yapılan tapınaklar. Her köyde ne kadar meslek varsa o kadar da tapınak yani. Pazar yerlerinde Melanting tapınakları, Subak denilen arınma tapınakları ve göllerde, dağlarda, deniz, nehir kenarlarında ve diğer kutsal mekanlarda bulunan tapınaklar.. Ve kast, klan farkı gözetmeksizin herkesin ibadet edebileceği bir adet Mother Temple, yani Ana Tapınak, Besakih Tapınağı.

Agung yanardağı yolu üstünde pirinç terası manzarası.

Bu kadar çok tapınak olunca, Bali’lilerin günlük yaşamlarının ciddi bir bölümünü ibadete ayırdıklarını belirtmeye gerek yok sanırım. Durum böyle olunca dünyevi işlerde başarılı olmalarını beklemek de haksızlık tabii ki. Bali’de bu yüzden sanatçı ve zanaatçı oranı çok fazla. Dans, resim, müzik, heykel, metal işçiliği çok gelişmiş. Dünyanın pek çok köşesinden sanatçılar da Bali’nin zengin kültüründen ve sanat kokan havasından etkilenip buraya yerleşmiş. O yüzden de sokak üstündeki bir resim galerisinde 15000 dolarlık resimler bulup hayal kırıklığı yaşamak çok muhtemel. Bali’deki performans sanatlarının yaratıcılığı ve çeşitliliğine hayran olmamak mümkün değil. Legong, Kecak, Barong gibi dansların hepsi temelde Hindu mitolojik hikayelerini anlatsa da, herbiri ayrı birer görsel şölen. Bu danslar, dini tören ve kutlamalarda, ücretli gösteri şeklinde çeşitli gösteri merkezleri yada tapınaklarda ve mağazalardan restoranlara adanın her köşesinde görülebiliyor.

Ubud’da tesadüfen gördüğümüz bir tören.


Bali’liler inanılmaz güleryüzlü, yardım sever , mutlu ve sıcak insanlar. Ada zaten çok güzel. Yüksek binalar yok, binaların her biri özenle Bali tarzında yapılmış, heykeller, resimler, tahta el işçiliği objeler her yerde. Bambu, taş ve tahta ancak bu kadar güzel kullanılır bir arada. Çevredeki pek çok şeyde sanatçı dokunuşu, yaratıcılığı hemen dikkat çekiyor. Herşey çok sade ve abartısız ama bir o kadar görkemli ve etkileyici. Derme çatma bir barakanın tavanındaki el işçiliği, palmiye yapraklarından dantel gibi örülmüş süsler, yerlerdeki minik adak sepetleri, yol kenarıdaki toprak lambalar gibi sizi kendine hayran bırakan bir çok şeyle karşılaşıyorsunuz gün içinde, hepsinde de yapanın sabrı, özeni , sevgisi , inancı okunuyor.

Yukarıdakı törenin devamı, adaklar simetrik tapınağa yürünerek taşınıyor.

Adanın havasını anlatabilim mi bilmiyorum ama işte böyle huzur ve inanç dolu, doğal olarak çok güzel, size çok iyi davranan insanların olduğu bir yere gelince insan ister istemez etkileniyor ve kendini o büyüye kaptırıyor. Işleri, adadanın dışında kalan hayatı ve dertleri düşünmek mümkün olmuyor. Bedenin işten uzaklaşıp, zihnin aynı hayatı başka mekanda yaşadığı tatillerden olmuyor yani. Ruh ve zihin birlikte dinleniyor. Beden pek dinlenemiyor açıkçası, çünkü görülecek ve yapılacak çok fazla şey var. Ondandır, adaya ayak bastıktan en geç bir gün sonra bütün kadınlar saçlarını Bali’li kadınlar gibi çiçeklerle süsleyip, sarong’larını takıp, yüzlerinde belli belirsiz bir gülücük, tropik adalı prenses edasıyla dolaşıyorlar ortalıkta. Erkeklerin ise hepsi ellerinde ister en profesyoneli ister en uyduruk şipşak olanından birer kamera, tapınakların merdivenlerinde Indiana Jones havasıyla sekiyorlar. Dönüş için havalimanına girince bu havalar hemen sönüyor ama Bali’nin tadı tekrar dönene kadar insanın damağında kalmaya devam ediyor.

Advertisements