Tumden gelim, tume varim

Lara:      Anne, bu paralari baskiyla mi yapiyorlar?

Selen:   evet

Lara:      o zaman neden herkes kendi parasini basmiyor ?

Selen:   ??

 

Tunc:     Bu koltuk islak! Bu ne, cis mi, su mu?

Arda:     su

Tunc:     emin misin Arda’cim ?

Arda:     evet, su buradan giriyor, buradan cikiyor. (agzindan girip, asagidan ciktigini gosteriyor)Cis su, degil mi ? (bana sorup dogrulatmaya calisiyor bir de!)

 

Advertisements

bir annenin utopyasi !

Cocuklarin okulunda bu Cuma dress-up gunu, butun ogretmen ve ogrenciler bir unlu kiligina girip gidecekler okula. Cocuklarla kim kim olacak diye konusuyorduk. Arda cok net bir sekilde beyaz pantalon, beyaz gomlek ve beyaz fotr sapkayla Wycleff Jean olmak istedi. Lara bir sure dusunup, Katey Perry ve Shakira arasinda gidip geldikten sonra Youtube’da videolari oldugunu, o yuzden kendisinin de unlu oldugunu, kendi olarak gidecegini acikladi. Gulustuk, biraz daha gaza getirdik, sonra unuttuk gittik. Ertesi gun okuldan gelince konuyu ogretmenine actigini soyledi. Ogretmenine “Ben Cuma gunu kendim olarak gelecegim” demis, ogretmeni de “olmaz, sen unlu biri degilsin ki” diye cevap vermis. Bizimki de “yoo, unluyum, benim youtube’ta videolarim var” demis. Ogretmen Youtube’u acmis ve sinifca Lara’nin konser videolarini seyretmisler. Ogretmeni de “tamam” demis, “sen gercekten unluymussun, kendin olarak gelebilirsin”. Gunun kalaninda herkes Lara’nin yanina oturmak istemis, bizimkinin de havasindan gecilmemistir eminim. Ozguvenine sapka cikariyorum.

Gectigimiz haftalarda Arda’yla 3-4 gunluk bir dis gorunus krizi yasadik. Okula giderken t-shirt ustune gomlek giymek, saclarina jole surmek istedi. Ilk sabah gomlegi begenmedi, sacini begenmedi, “I don’t look awesome” (muhtesem gorunmuyorum) diye agladi hatta. Sonraki gunlerde bir gece onceden kiyafetini kendisine sectirdim, saci icin de jole aldim. Sonra bu kriz kendi kendine bitti. Bir iki gun sonra Lara gelip, “anne, Arda okulda butun gun Emily ile elele dolasip duruyor, yanlarina kimseyi istemiyorlar, hep ikisi oynuyorlar” diye haberleri yetistirdi. Arda’ya “ne diyor oglum Lara? Dogru mu?” diye sorunca “evet dogru, Emily benim kiz arkadasim, biz evlendik” dedi. “aaa, bizi niye cagirmadin?” deyince capkin capkin guldu. “Emily’yi seviyor musun sen?” dedim, “evet, lule lule saclari var” dedi. Biraz erken oldu ama gencler anlasmis, yapacak birsey yok. Ben gidip Micky Mouse’lu bir yuzuk alayim bari, oglan tarafi bir yuzuk bile takmadi demesinler.

Iste boyle, ben anne olarak cocuklarimin murvetini gordum. 7 senede kiz unlu oldu, oglani da evlendirdim. Cocuk buyutmek o kadar da zor birsey degilmis yahu !

Guney Yarimkurede Hidrellez

Bugun cok guzel bir gun. Uzun zamandir tadim kacik oldugundan, birbiri ardina gelen tatsiz haberler yuzunden yazmiyordum. Ama bugun cok ozel, unutmadan herseyi kagida dokmeliyim. Bugunun guzelligi, umudu herseyin ustunu ortsun, cocuklarimizin altin kalplerinin taa dibinden gelerek kagida doktukleri baris dilekleri tez zamanda gercek olsun, butun dunyayi sarmalasin.

Turkiye’de sonbaharken biz burada Hidrellez kutlamiyoruz aslinda ama oyle gibi geldi oldu. Isin asli bizimkilerin okulunda gene UN Day (Birlesmis Milletler Gunu) geldi catti. UN Day’de anneler kendi ulkelerinden bir yiyecek yapip sinifa getirir ve cocuklar farkli kulturlerin mutfagini tanima imkani bulur. Bu gunden bir hafta once evlere bir form gonderilir, bu formda hangi yemegi yapip gonderecegini, icinde neler olacagini yazar anneler. Formun ustunde bir de “kendi kulturume ait geleneksel bir kutlamayi sinifta cocuklarla yapmak istiyorum” diye bir secenek vardir. Ben uc senedir bu kutucugu isaretlerim ama simdiye kadar “hadi gel yap” diyen cikmamisti. Bu sene de yine aliskanlik olarak isaretledim. Pazartesi gunu Lara’nin ogretmeninden “kutlamayi Sali mi yoksa Carsamba mi yapmak istersin?” diye bir mesaj alinca gercekten cok sasirdim.

Cocuklarla her sene kutladigim, cok sevdigim Hidrellez geldi aklima. Yuklenen anlamlar, inanislar ve gelenekler oyle cok ki bu kutlamaya, hepsi de oylesine umut ve yasam sevinci dolu ki, en sevdigim kutlamadir Hidrellez. Ilk anda cocuklara nasil anlatacagimi bilemesem de, kafami toparlayip plani yapmak cok uzun surmedi.

Bu sabah torbalari yuklenip okula gittim. Once cocuklara Turkiye’de dort mevsim oldugunu, baharda doganin uyandigini, agaclarin yesillendigini, ciceklerin actigini, havanin isinmaya basladigini anlattim. Nitekim yavrucuklarin bazilari, yagmurlu ve yagmursuz mevsimden baska birsey hatirlamiyor yada bilmiyor. Sonra doganin bu yeniden dogusunu kutladigimizi, dogada eglenerek, piknik yaparak gecen bir gun oldugunu, bugun yapilan dileklerin gerceklesecegine, hastaliklarin iyilesecegine inandigimizi anlattim. Kirmizi keselere kuru bakliyat doldurup agaca asacagimizi, bunun da sene boyunca evlerimizden istedigimiz yiyeceklerin eksik olmamasi temennisini sembolize ettigini anlattim. Ogretmenleri birkac soru sorarak ve benim anlattiklarimi pekistirerek cocuklarin kutlamanin ruhunu ve felsefesini anlamalarina yardimci oldu.  

Ilk olarak ogretmenleri hepsine yarim sayfa buyuklugunde kartlar verdi. Masalarinin ustu rengarenk kalemlerle doluydu. Hepsi haril haril dileklerini resmetmeye koyuldu. Bir tanesi hep hasta oldugu icin saglikli bir cocuk olmak istedi, baska bir tanesi ilacim ve misir gevregim hic bitmesin dedi, ne ilaci diye sormadim kalbim kaldirmaz diye. Aileleriyle vakit gecirmek isteyenler, geride birakip geldikleri memleketlerini ozleyenler vardi. Avusturalya’dan yeni gelen bir kiz ailesiyle 1 ay boyunca tatil yapip gezdigi Turkiye’ye tekrar gitmek istedi. Biri aynen su yaziyla ” I vant los a mit” bol bol et istedi. Neden diye sorunca “bizim evde sebze meyveden baska birsey yok, ben et istiyorum” dedi. “sebze ve meyve cok sagliklidir ama” dedim, “evet ama biz her aksam quesedilla yiyoruz, baska seyler yemek istiyorum ben artik” dedi. Ogretmene anne babasi vejeteryan mi diye sordum, olmadiklarini soyledi. Icimden bir kilo kofte yapip goturmek geldi, belki yarin yapar goturum. Bir tanesi ise dunya icin baris istedi ki, ogretmenin de benim de gozlerimi doldurdu.

Sonra kirmizi kucuk keselere minik elleriyle bakliyat doldurdular. Bir gun once gazete kagitlarindan yapip boyadiklari agaca dileklerini ve keselerini astilar. Cok yagmur yagdigindan ve diger cocuklar zarar verebilir endisesiyle, ogretmen agacin sinifta olmasini istedi.

Dilekler ve keseler agaca asildiktan sonra bahceye ciktik. Gercek ates yakamayacagimiz icin kirmizi kagitlari bir kutuya doldurup temsili ates yaptim. Bu gercek atesmis gibi yapacagimizi soyledim ve atesten atlamanin bizi hastaliklardan arindiracagina inanildigini anlattim. Hemen bir sira olusturdular. Siranin en arkasindaki bitirim yanima gelip “ben bugun kendimi iyi hissetmiyorum, ilk once ben atlayabilir miyim” diye sorunca, “sirani beklemelisin ama iyilesene dek, istedigin kadar atlayabilirsin” diye cevap verince sevincle yerine kostu. Hepsi nese icinde atlamaya basladi. Bir tanesi atladiktan hemen sonra “basimin agrisi gecti, kendimi daha hissediyorum” diye yorum yapiyordu arkadaslarina. Kivircik sacli baska bir oglan ise yanima gelip, “bak atesim yok, atlamadan once biraz vardi. ama galiba hala biraz sicak” dedi, “o zaman git bir kac kez daha atla” dedim, kosa kosa gitti. Sonunda hepsinin oksurukleri, alerjileri, bas agrilari gecene, atesleri dusene dek atesmis gibi yaptigimiz kutunun ustunden atlayip durdular.

Yanimda piknik ortuleri ve kandil simidi getirmistim. Onlarin da tam ara ogun zamaniydi. Ortuleri hep birlikte yere serdiler, yemek kutularini cikarip yediler. Lara getirdigim kandil simitlerini arkadaslarina ve ogretmenlerine dagitti. Sonra hepsi ortuleri toplayip bana getirdiler ve tesekkur ettiler.

Iste boyle harika bir sabahti bu sabah. Onlarin aydinlik yuzleri, isil isil, merak ve umut dolu gozleri capcanli gozumun onunde. Yaydiklari yasam sevinci ise hala kalbimi pir pir attiriyor. Bugun cok guzel bir gun, dunya bugunlugune harika bir yer, bugun gelmis gecmis en guzel Hidrellez kutlandi ve bugun dilenen butun dilekler gercek olacak, butun hastaliklar iyilesecek.

>Maymun buyuyunce ne olur?

>Dun aksam yemeginde yaklasan Cin yilbasindan, onumuzdeki senenin ne yili oldugundan falan soz acildi. Lara da ilgiyle dinlemeye basladi. Ilk sorusu “Cin’de tavsan yiliysa, Turkiye’de ne yili olacak?” oldu. Turkiye’de 2011 yili dedim, anlamadi tabii ki, bu sefer kisaca takvimi anlattim. Ustunde fazla durmadi cunku o sirada sohbet Cin burclarina kaymisti. Kimin Cin burcu ne diye konusuluyordu ki, bu burclar maymun, kopek, okuz, at falan gibi hayvan isimleri olunca daha cok ilgisini cekti. Benim burcum ne diye sordu, “sen maymunsun” dedim gulerek. Guldugum icin inanmadi, “gel bilgisayardan bakalim” dedim, “tamam” dedi. Baktik, gercekten de Cin burcu maymun. Bunun uzerine “buyuyunce ne olacagim?” diye sordu. Sen hep maymun kalacaksin dedim, cok gulduk.

Lara’yla birlikte cok guleriz biz, hatta gulme krizine gireriz karsilikli. Sadece ben degil, birlikte oldugu herkese nese bulastirir o. Daha minicik bebecikken boyleydi, cigliklar atar kikir kikir gulerdik, hala da oyle. Guldugumuz seyin cok komik olmasi gerekmez, guldukce kahkahalarimiz yenilerini dogurur, gozgoze geldikce durduramazsin kahkahalari, butun vucudun sarsilir, temizlenir. Onun saf nesesi oyle bir kaplar ki heryeri, neye guldugunu unutursun, icin hafifler, gozlerinden yaslar gelir, daha da cok gulersin.

Istiyorum ki hep ayni kalsinlar onlar. Benim anne olarak elde edebilecegim en buyuk basari onlari islemeden, sahip olduklari yuksek bilince zarar vermeden, kendimin ve cevremdekilerin korkularini empoze etmeden, ozguvenlerini sarsmadan buyumelerini saglamak olur. Cocuklarima birsey ogretme cabasinda degilim, ogretmek eger degistirmek demekse egitime de karsiyim. Hele de kendi korkularimizla onlari zehirleyerek ogretmeye calismak bir cocuga yapilabilecek en buyuk kotuluk. Engel bilmesin onlar, cunku engeller sadece bizim zihinlerimizde, kendi yarattigimiz seyler. Onlarin onu hep acik olsun, hep gulsunler, iclerinden tasan mutluluk etraflarina bulassin.

>Pembe bir gun

>Pespembe, bol balonlu, kurdeleli, kartondan satolu bir partiydi. Prensesler az yedi, cok suslendi, cokca oynadi. Hepsi de cok sekerdi. Numunelik tek erkek Arda’yi ise babasiyla birlikte evden gonderme planimiz, Arda onca parti hazirligini gorup de evden cikmayi reddedince suya dustu. Neyse ki kankasi Tanem’le birlikte prenseslere fazla takilmadan kendi kendilerine oynadilar.

Yanimizda, kalbimizde olan tum arkadaslarimiza ve ailemize cok tesekkur eder, sevgilerimizi gondeririz.

>6 !

>Bugun tatli bebegim, minik Lara’min 6’inci dogum gunu. Aslinda duygusal bir yazi yazasim var ama bu alti rakami beni oyle bir carpti ki, soku atlatamadigim icin duygusallasamiyorum. Bebegim artik 6, bebek degil, artik cocuk. O artik dislerinin dusmesini heyecanla bekleyen, dis basina alacagi parayi ve bu parayla satin alabilecegi patlamis misirlarin hesabini yapabilen, bir bakista insanin halinden anlayabilen, empati kurabilen, karsina gecip anlamli sohbetler edebilen, “anne bana su mevlevilerin neden dondugunu anlatsana bir gun” diyen, Pazar gunu sabahin 5’inde uyanip da annesini uyandirmaya kiyamayan, acikan karnini kendisi doyurabilen, kendi kendine yeten bir insan. Daha gecen gun kafasini tutamiyordu, emerken memeyle konusup duruyordu, kocaman gozlerini acip kafasini sallayarak “ac” diyordu herseye, ne zaman koca cocuk oldu anlamadim.

Ben bu soku kac yilda bir yasarim bilmiyorum ama 6 feci carpti. Bugun okulda kutlama var, asil parti Cumartesi gunu. Ben kendime ne zaman gelirim bilmem artik.. 6 ha? Vay be..!

>Kultur Sepeti

>Akil akildan ustundur, yardiminiz gerekiyor. Lara’nin okulunda bu seneki UN Day (Birlesmis Gunler Gunu) 14.Ekim’de kutlanacak. Ayrica butun Ekim ayini kendilerinin ve arkadaslarinin kulturlerini tanimaya ayiracaklar. Bayraklar boyanacak, 14.Ekim’de geleneksel kiyafetler giyilecek, herkes kendi ulkesini, kendi kulturunu anlatacak arkadaslarina.

Gecen sene yemek falan yapip goturmustuk, bu sene ise ogretmen kultur sepeti istedi cocuklardan. Kendi ulkelerini, kulturlerini yansitan objeleri bir sepete koyacagiz, sonra Lara bunlari tek tek anlatacak ve butun sepetlerdeki objelerle, sinifta bir koseyi bir ay boyunca sergilenecek bir mini muzeye cevirecekler.

Bizim sepetimizde simdilik sunlar var:
Bir adet orta boy Turk bayragi
10TL’lik banknot
Bir paket Kurukahveci Mehmet Efendi kahvesi. Cezveyi de koymak istedim ama Lara reddetti.
Bir adet oyali yazma
Nazar boncugu
Ebru‘nun getirdiklerinden kalan son incir kurulari
Fistikli lokum

Aslinda icimden bir paket Ezine koyun peyniri koyup, ustune de “buyrun tadin da feta diye yediginiz kirec bozmasi peynirin aslinin nasil oldugunu gorun” yazmak geliyor. Ya da bizim siyah sele zeytininden gonderip benzer bir not yazmak geliyor. Yahut yaprak sarma, sucuk, baklava falan gonderip “Yunanlilar bizden calip tescillettirmeden once bize aitti” notu yazmak. Yahut Hasankeyf ve Allainoi resimlerini gonderip “biz suyun altina gommeden onceki tarihi zenginliklerimiz” diye not yazmak. Tarihi zenginliklerimize Youtube’u da ekleyebiliriz aslinda, tarih oldu o da nasilsa…

Uzun lafin kisasi, fikre ihtiyacim var. 5-6 yas cocugunun anlatabilecegi ve arkadaslarinin da anlayabilecegi neler gonderebilirim?