>Bir Devrin Sonu

> 2010 pek cok yasananiyla bitti. Cok da onemli seyler olmadi gibi sanki 2010’da, bir Berlin duvari yikilmadi mesela. Ama 2010’un son gunlerinde fotografciligin bir devri resmen kapandi. Kodachrome filmini isleyen son makine K-14, 2010’un son gununde kapatilip tarih oldu. Dijital cag resmen hakimiyetini ilan etmisti coktan ya, yine de eviminizin bir kosesinde, bir kutuda filmler dururdu. Iste o filmler artik eskisi gibi islenemeyecek, zamanla sararan fotograflar olamayacaklar. Mutlaka filmleri diijital ortama aktarmak mumkundur ama eski usul renkli film islenmesi diye bir sey kalmadi artik resmi olarak. Ne tuhaf degil mi?

Son benzinli arabanin cope atilisini, son elektrik santralinin kapanisini, son petrol kuyusunun kapisina kilit vurulusunu da gorebilecek miyiz acaba?

>İyi ki…

>Bugün çok önemli bir gün, sevgilimin, ruh eşimin kırkıncı yaş günü. En güzel hediyeleri ise kendisi verdi bizlere, kendine ve tüm sevdiklerimize.

41 ülkede satılan Scuba Diver Australasia dergisi tam 10 sayfasını Tunç’un fotoğraflarına ayırdı.


Asian Diver dergisi hayalet fotoğrafını üç boyutlu olarak basıp, karton gözlükle birlikte satışa sundu.

Uluslararası Alert Diver dergisi de yine hayalet fotoğrafını yayımladı.

Ve son bomba, geçtiğimiz günlerde National Geographic’ten Aralık sayısında hayalet fotoğrafına yer vereceklerinin haberi geldi. Bu Ağustos sevgilimin ayı, başarılarıyla hepimizin göğsünü kabarttığı ay oldu. Tebrikler aşkım. 40’ıncı yaşın ve diğerleri sana daha nice başarılar ve mutluluklar getirecek, biliyorum.

İyi ki doğmuşsun, iyi ki hayatlarımız birleşmiş. Sevgi ve sağlık dolu nice yıllara, nice maceralara.

>Kocam diye demiyorum…

>Sualti fotografciligi zor is. Hem dalis becerilerine tam hakim olacaksin, hem fotografcilik tekniklerine. Dunyanin bir ucundaki minik bir adada cikan aksakliklari kendi kendine tamir edebilecek kadar hakim olacaksin ekipmanina. Makinayi tanimak yetmiyor, bir de sualti ortamini iyi taniyacaksin ve degisik sartlarda neyi nasil kullanman gerektigini iyi bileceksin. Hangi sularda hangi filitreyi kullanacagini, hangi dalis noktasinda hangi objektifi kullanacagini, gunun hangi saati nereye dalacagini, hangi goruste flasinin acisinin nasil olacagini iyi bileceksin. Bunlar da yetmiyor, daldigin sulari ve bu sularin canlilarini iyi taniyacaksin. Dersini calisacaksin onceden, hangi karides hangi deniz yildizinin altinda yasar, hangi balik gunun hangi saati yuvasindan cikar, hangisi zehirli, hangisi saldirgan bileceksin, vucut dillerini cozeceksin hayvanlarin. Gozun oyle bir alisacak ki ortama, baktigin gibi ayiracaksin ortamla, kamuflaj ustasi canlilari. Kim kiminle birlikte yasar bileceksin ki kumdaki delikten basini uzatan bir karides gorunce, yeteri kadar beklersen ev arkadasi gobiyi gorecegini, tek basina dolasan bir remora gordugunde oralarda bir yerde bir buyuk balik oldugunu ve buyuk ihtimalle de kisa bir sure oncesinde ortaligi birbirine katan bir av sahnesi yasandigini bileceksin. Sabirli olacaksin, yeri geldiginde bir koca dalisini minicik bir deniz atinin basinda gecirmeyi goze alacaksin. Sakin olacaksin, heyecanli nefes alis verisinle hayvanlari urkutmeyeceksin. Denizi seveceksin, saygili olacaksin, hicbirseye zarar vermeyeceksin butun bunlari yaparken. Zor is vesselam.

Demistim ya, Kas kaymakaminin bir bildigi varmis diye, Tunc uluslararasi odullerine yenilerini ekleyip durdu bu sene icinde. Once Northern California Underwater Photographic Society’nin Advanced Macro dalinda ucunculuk odulu haberi geldi. Daha sonra da Los Angeles Underwater Photographic Society’nin yarismasinda Macro’da dordunculuk ve Genis Aci’da Mansiyon odulleri aldi.

Buyrun bakin, diger guzel resimleri de gorun hem, gozunuz gonlunuz acilsin.

Kocam diye demiyorum, gercekten cok guzel fotograflar cekiyor.

>Dunya Ikinciligiyle Turk Bayragini Gondere Cektiren Mavi Subye

>Dunyanin en prestijli sualti fotografciligi yarismasi www.underwaterphotography.com tarafindan duzenleniyor. Prestiji nereden geliyor derseniz, yarismaya internet uzerinden katiliniyor yani dunyanin her ulkesinden, amator yada profesyonel pek cok sualti fotograficisi, dunyanin dort bir yaninda cektigi en guzel fotograflari gonderip katiliyor. Siteye girip bakarsaniz, Turkiye de dahil her ulkeden pek cok katilim oldugunu gorebilirsiniz. Her baba yigidin harci degil oraya fotograf yuklemek, ortam acimasiz, rekabet dolu. Rekabet ettikleriniz de bu isin en iyileri, hem de global anlamda. Ayni zamanda cok guzel bir paylasim platformu, fotografciya ve profesyonellere her turlu soruyu sorma imkani sagliyor. Dunyanin her kosesindeki yetenekli fotografcilara, profesyonel platforma cikma imkani taniyor.

Tunc’un bu yarismaya nasil son anda mavi subye resmini yukledigini, resmin nasil hemen finale kaldigini daha once anlatmistim. Dun gece tam herkesi yatirmis biz de uyumaya hazirlaniyorduk ki, cep telefonuna gelen mesajla irkildik. Tunc’un mavi subye resmiyle Gumus Madalya aldigi haberiydi gelen. Uyku falan kalmadi tabii ki heyecandan. Hemen siteye girip basin bultenini okuduk. Derece alan tek Turk oldugunu gorunce, sitede dalganan bayragimizla gogsum kabardi, gozlerim doldu. Iste basin bulteninin linki: http://www.underwaterphotography.com/photo-contest/Press.aspx?ID=37424

Juri, fotografin orjinalini gordukten sonra, resmi olmasi gereken kategoriye almis tekrar, yani „macro-swimming“. Bizim mavi subye, hakettigi kategoride yarismis, tam 12591 fotografi geride birakmis ve odul almis. Bundan sonra neler olacak bilmiyorum ama ben kartvizitime „Dunya ikincisi sualti fotografcisi Tunc Yavuzdogan’in esidir“ yazdirmayi dusunuyorum.

Tunc’un sualti fotografciligi macerasi seneler once Saroz Korfezi’nde, emektar Nikonos V ile basladi. Daha sonra Misir ve Sudan’da, Kizildeniz’in renkli sularinda tropik denizlerle tanisti. Turkiye’den Dogu’ya, daha canli ve renkli denizlere gittikce, hem teknigi, hem de ekipmani gelisti. Nikonos V’in yerini zaman icinde F80, D70 ve nihayet D200 alirken, Sony Hi8 de yerini Sony HC 1 ve Canon AX1’e birakti. Evdeki emektar bilgisayarda, Ulead ile yapilan tatil videolari, yerlerini montaj istasyonlarinda edit edilen profosyonel yapimlara, odullu kisa filmlere, televizyonlarda yaninlanan belgesellere biraktilar. Ozel Kultur Universitesinde „Sualti Goruntuleme“ dersleri, „Sualti Goruntuleme Teknikleri“ kitabi derken www.sualtifotovideo.com sitesini kurarak Turk sualti fotografcilari icin cok onemli bir adim atmis oldu. Bu site, www.underwaterphotography.com sitesinin Turk versiyonu oldu, sualti fotografciligini belli bir iki yarismanin ve belli isimlerin tekelinden cikarip, yeni yeteneklerin, eli makine tutan her dalgicin yolunu acti. Ustalari, amatorlerle bulusturup, herkesin resmi hakkinda yorum alabilecegi, herkesin kendi resimlerini paylasabilecegi ve ustalarin albumlerini gorebilecegi bir platform oldu bu site. Ozetle Tunc, bu ise gonul vermis sayisiz dalgictan biri aslinda. Kendi fotograf sevgisini herkese tasimaya calisan, sinirsiz bir sabir ve ilgiyle herkese ogretmeye calisan bir oncu Turk sualti fotografciliginda. Aldigi bu Gumus Madalya, onun yillardir sevgiyle, hic bir karsilik beklemeden sarfettigi emegin odulu.

Annemin cilgin hayalleriyle dalga gectigimizde „yora yora, Allah vere“ der bize. Goruslerine deger verdigim birisi de bana „ne diledigine,ne hayal ettigine dikkat et, cunku cok istedigin hersey birgun gercek olur“ demisti. Dogru… Hayal kurmaya devam!

>Bali

>Subat’in ikinci haftasi Bali’de ikinci tatilimizin organizasyonuna baslayinca herkesin icini yine tatli bir heyecan doldurdu. Lara bile “Bali’ye ne zaman gidiyoruz?” diye soruyor aklina geldikce. Ben de ilk Bali tatiliyle ilgili herhangi bir yazi ve fotograf yuklemedigimi farkettim.

Bali’ye ilk seyahatimizi Seker bayramindan sonraki hafta, yani Ekim 2008’de yapmistik ve kendine has kulturunden, tapinaklarindan, Bali yasantisindan cok etkilenmistik. Benim icin en etkileyici deneyim ise yaptigim iki dalisti. Tatil boyunca sadece bir gun dalis yapacagimiz icin sualti cekim ekipmanlarini tasimaya deger bulmadik; nasil bir basiret baglanma, hatta aptallik anidir simdi daha iyi degerlendirebiliyorum, sanki sirtimizda tasiyoruz, sanki her gun Bali’ye dalisa gidiyoruz. Regulator, BC bile almadik yanimiza. Ben biraz da kucumsuyorum Bali’yi acikcasi, bu kadar turistin gittigi bir yerde sualti ne kadar iyi olabilir ki diye dusunuyorum. Sipadan’da, Sudan’da, Misir’da dalmisim defalarca, kopekbaligi beslemisim, barakuda surulerinin icine girmisim, Bali’de beni sasirtacak ne olabilir ki diye kustah bir yaklasim var bende.

Veee gittim, daldim, gordum, agzimin payini aldim. Ilk dalista 10-12 adet manta, ikinci dalista da 4 tane mola mola gorduk. Gercekten inanilmaz bir deneyimdi benim icin. Mantalarla bu kadar yakin ve uzun suren bir tecrube yasamis olduguma mi sasayim, yoksa dunya uzerinde gorulmesi cok zor olan, nadir mola molalari gordugume mi sevineyim bilemedim. Mola Mola’nin 3 metrelik govdesine ragmen kocaman masum gozleri ve sevimli agzi mi beni daha cok etkiledi, yoksa mantalarin onumde durup gozumun icine baktiktan sonra basimin hemen ustunden sira sira yuzup gitmeleri mi?… hala kararsizim. Tek soyleyebilecegim, dunyanin en guzel dalis noktalarinda yaptigim bir suru tarifsiz dalisin ustune beni bu kadar etkileyebilen iki dalis yaptigim icin inanilmaz mutlu oldugum. Kameralar konusunda konusmak icimizi sizlattigi icin konunun ustunde fazla durmadik ama Tunc da, ben de aptalligimiza hala yaniyoruz. Ikinci seyahate butun cekim ekipmanlari gidecek tabii ki, ve ben cocuklari Tunc’a birakip bol bol dalisa gitme planimi acikca belirttim bile. Bu sefer yanimda arkadasim da olacak, Jakarta’dan ayrilacak olan Demet de Endonezya’dan gitmeden onceki son tatilini bizimle gecirecek.

Bu arada mola mola hakkinda da yazmadan duramayacagim. Mola mola, sayisi gittikce azalan, gorulmesi cok zor bir balik. Sualti tutkunlari bu baligi gormek icin dunyanin obur ucuna gitmeyi goze alirken, bizim gazetelerde her sene mutlaka bir “Marmara’dan canavar baligi cikti!” haberi cikar. Cahil balikcilar, zavalli bir mola mola’yi, asip, gururla yakaladiklari ucubeyi sergilerler, ve benim hep icim cizlar. Umarim cok gec olmadan denizlerimizi koruyacak onlemler alinir, ozellikle balikcilikla ilgili yasalar gozden gecirilip, adam gibi uygulanir. Bu konuda satirlarca yazabilirim, cunku Asya’da da ne yazik ki sualti inanilmaz bir hizla ve acimasizca katlediliyor. Shark Fin Soup , en kohne sokak arasi restoranlarinda bile bulunabiliyor. Sualti katliaminin lideri de Japonya. Bilimsel arastirma adi altinda binlerce balinayi olduruyor ve bu balinalarin etleri sonunda yerel pazarda yerini aliyor. Avusturalya ve Greenpeace bilimsel arastirma icin balinalarin oldurulmesine gerek olmadigini savunsa da, Japonya 21 yillik balina avi yasagini, bilimsel arastirma maskesiyle kaldirmayi basardi ve simdi katliamlarina yasal olarak devam ediyor… cok ama cok yazik. Sanirim “the day the earth stood still” gibi geyik filmler yerine, eski bilimkurgu ‘Predator”u cevreci film olarak gostermek daha etkili olacak Japonlarin ustunde.