Raja Ampat SEA Centre

Uzun zamandir suregelen sessizligim, nereden anlatmaya baslayacagimi bilmememden. Oyle cok sey oluyor, oyle dinamik geciyor ki zaman. Ancak son zamanlarda gozumun bebegi, kalbime that kuran gelisme Raja Ampat SEA Centre.

coral plantationPapua Explorers, Raja Ampat’in dogasina olan askimizdan dogmustu. Burasi dunyanin oyle ozel bir bolgesi, oyle guzel ve bakir ki, hic zarar gormesin, modern dunyanin zehiri buraya hic tasmasin istiyoruz. O yuzden Papua Explorers kuruludugundan beri surekli yerel halkin yasam standartlarini iyilestirmek ve onlara sahip olduklari doganin kiymetini ve bunu korumayi ogretmek, ayni zamanda da denizlerin turizm ve diger balikcilik faaliyetlerinden zarar gormemesi icin canla basla calisiyorduk. Bu isler zamanla cok vakit ve butce almaya basladi. Otelimize gelen ziyaretcilerden de projeleri gorup, destek olmak isteyenler cogalmaya baslayinca, butun bu faaliyetleri Papua Explorers bunyesinden ayirip, bagimsiz bir vakif kurmaya karar verdik. Yasal islemler tamamlandi ve vakfimiz Raja Ampat SEA (Science, Education, Awareness) Centre, gectigimiz aylarda resmi olarak acildi.

Uzun bir yolun basindayiz. Amacimiz Raja Ampat’i dogal ve insan kaynakli tehditlere karsi korumak, ayni zamanda da bolge halkini bilinclendirip, turizmin surdurulebilir, dogayi korur bir sekilde gelismesini saglamak. Mevcut projelerimiz hakkinda bilgi almak ve nasil destekleyebileceginizi ogrenmek icin lutfen sayfamiza goz atin ve sayfayi arkadaslarinizla paylasin. Her turlu desteginiz icin minnettariz.

Facebook sayfamiz icin tik

www.seacentre.org

Advertisements

cennete ilk adim

Aylardir, gunlerdir hayalini kurdugumuz gun sonunda gelmisti. Oturma izni yuzunden zorunlu uzayan Turkiye tatili bitmis, Jakarta`da alisveris icin iki gece kalmis ve paslanmaz vidadan telsize uzanan koskoca bir listeyi tamamlamis, doktor ve dis kontrollerinden gecmis, uyduruk Sriwijaya ucusunu atlatmis ve Sorong`a varmistik. Sorong, Turkiye`nin 20 sene onceki Anadolu koylerinin pis, pis kokulu ve sicak olani bir sehir. O yuzden bizi adaya goturecek tekneye binene kadar, ruyamizi gerceklestirdigimiz hissi bir turlu gelmiyordu. Sorong`daki isleri bir an once halledip otele gitmek istiyorduk hepimiz ancak oturma izinleri icin pasaport polisine gitmemiz gerekiyordu oncelikle.

Jakarta`da 7 senedir yabancilar polisine yilda bir kez gidiyorduk. Ilk yillari Turkiye`nin 40 sene onceki Ziraat Bankasi subeleri gibiydi. Saatlerce beklemedik hic, cunku hep islerimizi takip eden bir araci oluyordu ve eziyeti bizim yerimize o cekiyordu. Son zamanlarda burasi modernlesmis, sira numarasi veren otomatlar falan alinip, oturmaktan tiksinmeyecegimiz metal sandalyeler konmustu. Isleri hala araci hallediyordu ama en azindan daha dogru duzgun bir yere donusmeye baslamisti. Jakarta`da oturma ve calisma izni almak yaklasik 1-1,5 ay suruyordu. Bu ofise giderken gomlek ve pantalon giyme mecburiyeti vardi. Saci sakali birbirine karismis, hippi yabancilari iceri bile almiyorlardi yani, kendine ceki duzen verip gelmesi gerekiyordu herkesin.

Sabah Sorong`a inince, Tunc sabahtan oturma izinlerini halledelim deyince cocuklar ve ben yikildik. Jakarta`daki duruma benzer olacagini dusunup bir kac gunumuzun Sorong`da gececegini sandik. Insan kaynaklari mudurumuz hazirlikliydi, bizi havalimaninda o almisti ve herzamanki gibi gene guleryuzuyle islerin bugun icinde bitecegini, oglen otele gececegimizi soyleyince ben ve cocuklar hic ikna olmadik. Ama yapacak birsey olmadigi icin razi olmak zorunda kaldik. Havalimanindan direk yabancilar polisine goturdu bizi. Ben ustume 5 gundur giydigim salvar pantalon, ayagimda tatil basinda yepyeni olan ancak 2 ay boyunca surekli giyilmekten yipranmis kumas espadriller ve kalan tek temiz t-shirtu giyiyordum. Butun gece ucakta ve beklemelerde gectigi icin saclar dagilmis, surat yorgun ve makyajsiz rezil durumdaydim. Bir yerde duralim, bir gomlek giyeyim falan diyecek oldum ama duracak yer bakinirken kendimi binanin onunde buldum.

Bina yeni insa ediliyordu, disi bitmisti ama merdivenlerin henuz bir kismi seramik dosenmisti. Binanin alt kati otopark olarak kullaniliyordu. Ciplak beton merdivene ilk adimi atmadan once Lara donup babasina sordu `cikayim mi?, yikilmaz di mi?`. Yikilmadi, ciktik. Basamaklardan ciktikca daha ofis gorunumlu bir odaya geldik. Metal siralara oturup beklemeye basladik. Sisman, asik suratli bir polis aldi evraklari bizim mudurden. Asik surati ve ters tavirlariyla inceleyip bir takim eksikler buldu, bizim mudur dosyasindan onlari da cikardi falan filan. Biz de bekliyoruz orada.

Sonra baska bir memur geldi, gozluklu, belli ki Papuali degil, yuz hatlari Javali. Havalandirmasiz salonda usumus belli ki, ceket giymis gomleginin ustune. Dosyalari aldi, bilgisayara birseyler girmeye basladi. Tunc da en az kirli gomlegini giyiyordu, ve sicak salonda iyice terlemis, ter hizla gomlegin sirtindan heryerine yayiliyordu. Haki gomlek, ozensizce yapilmis bir kamuflaj desenine burunmeye baslamisti. Sonra ucuncu bir memur geldi, evraklari inceledi. Sonra besinci baska bir memur geldi, o da dosyalara bakti ve aldigi yere birakti.

Solda klimali bir oda vardi, ve kapisi acildikca gelen serin hava biraz nefes almamiza yardimci oluyordu, ama sicak beni bile yavas yavas bunaltmaya baslamisti. Derken gelince herkesin ayaga kalktigi, genc, guleryuzlu, gomleginin ustunde digerlerinden daha fazla arma bulunan biri geldi. Tunc`la ve bizim mudurle gayet samimi bir sekilde konusup el sikistilar. Sonra cocuklari ve beni tanistirdi Tunc, biz de kalkip zoraki gulucuklerle adamla selamlastik.

Birkac dakika sonra o en son gelen ve mudurleri oldugunu ogrendigim kisi, bizi iceri bir odaya cagirdi. Girdigimiz oda uzunca , iki duvara suni deri satafatli kanapeler dizilmis, en uctaki duvarda dev ekran bir TV ve Sorong`da gormeyi beklemedigim kadar komplike bir ses sistemi olan bir odaydi. Ortadaki cam sehpahalin ustunde plastik dantel gorunumlu ortuler, 4 fincan cay , TV kumandalari ve bir adet mikrofon vardi. Mikrofon ipucunu takip edince, odada ciddi bir karaoke sisteminin oldugunu farkettik. Pasaport polisinin gizli cennetindeydik.

Endonezya`da standard olarak caylar ve kahveler sekerli gelir. Caylar da baklava serbeti kivamindaydi. Tunc `adam yanlis anlar, zorla icin biraz` diye diretince zar zor yarisini ictik. Biz ailece cayimizi sekersiz iceriz de.. Cocuklari mikrofonla oynamamalari icin ikna etmeye calisirken memurlardan biri fotograf cekimi, parmak izi alma isleri icin bizi cagirdi. Meger bu isler o serin, klimali odada yapiliyormus. Ilk once benim fotografim cekildi. Kurumsal hayattan sonraki ilk calisma iznimdeki fotograf tam hippi kivaminda oldu. Sonra cocuklarin fotograflari cekildi ve imzalari alindi. Evet, 8 ve 10 yasindaki cocuklarin imzalari alindi. Normalde Jakarta`da, resit olmadiklari icin ben imzaliyordum. Burada da onerdik ama memur isimlerini yazsinlar dedi, onlar da oyle yapti. Cocuklar cok mutlu oldu, olay bir anda degisti onlar icin. Ilk resmi imzalarini atmis oldular.

Kisa bir sure sonra cidden de bitmis, teslime hazir oturma izinlerini alip Sorong`da bir otele gittik, tekne gelene kadar beklemek icin. Sorong`da yemek yenebilecek tek alternatif olan Kentucky Fried Chicken`da ogle yemegi yerken, bizi alacak teknenin limana girdigi haberi geldi. Apar topar, kosar adim tekneye gittik. Yol boyunca hepimiz uyuduk. Ogleden sonra gunesi vurmustu ustumuze, yagmur ormani ve deniz kokusu burnumda yogunlasinca geldigimizi anladim. Gozumu actigimda Dampier Bogazina giriyorduk. 10 dakika sonra otele, yeni evimize vardik. Sicacik karsilandik, butun yorgunluk gitti, yerini tanimsiz bir huzur aldi. Butun ayriliklar, ic burukluklari, yorgunluklar, gerginlikler unutuldu o an. Iste hersey bunun icindi, burada biraz olsa yasabilmek icin. Burada gececek gunlerin getireceklerini butun kalbimle bekliyorum.

Acildik !

Aylar once, daha onceden sadece ismen tanidigimiz, Sisli Sualti Sporlari Klubu‘nun sahibi Ihsan Bey, Kurban Bayrami icin 22 kisilik rezervasyon yapmak istemisti. O zaman daha odalarin yerinde kaziklar vardi. Kendimiz bile Ekim’e kadar neyi yetistirebiliriz emin degildik. Ancak Ihsan Bey, bize bizim kendimize inandigimizdan daha cok guvenmisti. Bu isi yapabilecegimize, oteli yetistirip, grubunu basarili bir sekilde agirlayabilecegimize inanmisti. Oturup durum degerlendirmesi yapip, cokca da risk alarak teklifini kabul ettik.

Aradan gecen zaman asiri yogun, oldukca stresliydi. Bazan isler tahminimizden hizli ilerledi, umitlendik, bazi zamanlar malzeme bulamadik, iscilerimiz koydeki dugun yuzunden bir hafta ortalikta gorunmedi. Iste o zamanlar umitsizlik, panik ve yorgunluk arasinda durumu kurtarmak icin cozumler bulmaya calistik. Tarih yaklastikca hepimiz asiri bir yogunluk icinde birseylerin ucundan tutmaya calisiyorduk. Yuzde yuz dolulukla acilisi yapmanin zorlugunu bastan biliyorduk ama son aylarda, umitsizlige kapilip, verdigimiz karardan pismanlik duydugumuz zamanlar oldu. Isler biraz yoluna girdiginde ise, boyle keskin bir hedefle baslangic yapmanin, bir anda butun oteli isler hale getirmenin ne kadar avantajli ve dogru oldugunu konusup kendimizi motive etmeye calisiyorduk.

Derken buyuk gun geldi catti. Grup adaya oglen ayak basacakti. Sabahtan 11 odanin her birine 6’sar kez girdim ciktim. Her seferinde bir eksik tamamlandi. Ilk grubumuzu karsilamalari icin koylulerden yardim istedik. Ilk tekne denizde gorundugunde, ben onuncu odanin havlularini yerlestiriyordum. Iskeleye yoneldigimde koyluler davullari calmaya baslamisti bile. Kendi imkanlariyla tahtalara pirinc cuvallarini gererek yaptiklari davullari ve flutleri oyle guzel caliyorlardi ki, o an bana dunyanin en guzel muzigi gibi geldi.

Tekne yanasip ilk grubumuz iskeleye ayak bastiginda, gozyaslarima hakim olamadim. Onca emegin sonunda, hedefimize ulasmistik. Adim adim her hali gozumun onunden gecti. Ilk goruste asik oldugumuz o issiz kumsal, direklerin birer birer denize cakilmasi, santiyemiz, okyanusun ortasinda koy koy dolasip tahta arayisimiz, catilarin dantel gibi tek tek orulusu, rattan iplerini hazirlayan yorgun eller… Burada 23 kisinin birden bulunmasi, odalarda yasanmasi, restoranda yemek yenilip sohbet edilmesi cok uzak bir ruyaydi hepimiz icin. Ruyamiz gerceklesmisti sonunda.

Ihsan Bey’in grubu hala bizimle. Bizim icin hep cok ozel olacaklar. Henuz biz bile neler olacagindan emin degilken bize inanip, guvendikleri icin, onumuze hedef koyup oteli Ekim 2013’te resmen isler hale getirmemize onayak olduklari icin kalbimizde hep ozel bir yere sahip olacaklar. Ufak tefek eksiklerimizi hosgorup, bizlere verdikleri maddi, manevi her turlu destek icin hepsine mutesekkiriz.