Fazil Say’in basina gelenleri matematiksel bir formulle acikalayabilsem kendimi daha iyi hisseder miyim?

Sabah masami temizlerken gene bir suru not cikti kagitlarin arasindan. Bir kismi, tamam tamam cogu, yemek tarifiydi. Bir kismi yapilacak isler ve alisveris listeleri. Bir de kendime yazdigim, birseyler okurken aldigim notlar. Alisveris listelerinden birini ters cevirince arkasinda su notlari buldum:

Uncertainity Avoidence Index (Belirsizligi Onleme Indeksi):
Bu ne kadar dusukse, toplum belirsizligi ve degisik fikirleri o kadar tolere edebiliyor ve hatta, bu cok sesliligi aleyhine kullanabiliyor demektir. Bu toplumlarin insanlari sogukkanli ve dusunceli olarak nitelendiriliyor. UAI yuksek olmasi toplumun belirsizlige karsi tahamulu olmadigini gosterir. Belirsizligi onlemek icin kati kanunlar, yasalar, politikalar uygulamaya konulur. Bu toplumlarin en buyuk amaci belirsizligi onlemek adina ,herseyi kontrol altinda tutabilmektir. Bunun sonucu olarak toplum degisimleri kolay kolay kabul etmez ve ortama endise ve gerginlik hakim olur. Farkli toplumlar bu endise ile basa cikmada farkli yontemler gelistirmislerdir.
Singapur’un UAI indeksi 8, Danimarka 23 mesela. Turkiye’nin ise 85. Yani toplumdaki endise ve gerginlik had safhada. Bunu yatistirmak icin adilce uygulanan bir hukuk sistemi gerekmektedir. Halk kendi kendine bu endise ile basa cikabilmek icin geleneksel rituelleri kullanmaktadir. Bu ritueller ve davranis sekilleri disaridan dincilik, dine baglilik gibi gorunse de, aslinda gerginligi onlemek icin uygulanmakta olan geleneksel sosyal davranislardir.

Power Distance Index (Gucten Uzaklik Indeksi):
Bu indeksin yuksek olmasi toplumdaki guc ve maddi dagilim esitsizliginin gostergesidir. Bu tur toplumlar, liderlerin kendilerini toplumdan soyutlamasini ve adil olmayan uygulamalari normal karsilar. Yani aslinda toplumdaki adaletsizlik yukaridan asagi degil de, asagidan yukariya dogru onaylanir. Toplum bu adaletsizligi, esit haklara ve maddi gelire sahip olmamasini kulturel miraslarinin bir parcasi olarak kabullenir, kaderine seve seve boyun eger. Baska bir duzen olabilecegi akillara gelmez, o “baska” duzenin sadece gelismis ulkelerde olduguna inanir ve kurtulusu buralara kacmakta gorur.
Turkiye’nin PD indeksi 66, rastgele bakarsak Danimarka’nin 17, Avusturalya’nin 36. Yani 66 yuksek bir deger…

Bunlari kendime neden yazdigimi cok iyi hatirliyorum. Olanlara daha az hirslanayim, caresizlik icinde dine, basortusune sarilan halkima kizmayayim, yada daha az kizayim diye. Icimi daglayan haberlere gozyasi dokmekten usanip, herseye arkami donmeyeyim diye. Olaylarin gelisimini sosyolojik acidan kendime aciklayayim ki, bu yolun cikisi oldugunu da unutmayayim diye.

Bu yazdiklarim Geert Hofstede adindaki bir profosorun “kulturel boyut teorisi” calismasindan alintidir. Hofstede, ulusal kulturlerin bes boyutu oldugunu one suruyor:

1) Power Distance (Gucten Uzaklik)
2) Individualism (Bireysellik)
3) Masculinity (maskulenlik)
4) Uncertainity Avoidence (belirsizligi onleme)
5) Long Term Orientation (Uzun vadeli gorus, ileriye yonelik dusunme)

Bu boyutlar icin olcum kriterleri gelistirmis ve pek cok ulkenin degerlendirmesini yapmis. Is cevrelerinde, ozellikle de yabanci kulturle, ulkelerle calisanlarin cokca basvurdugu bir kaynaktir. Daha fazla bilgi almak isterseniz: http://geert-hofstede.com

Farkettim ki kendine fazla guven umursamazligin gostergesi. Bir is yaparken biraz icin kipirdanacak, karnindaki kelebekler konacak dal bulamayacak, hersey oyle mukemmel olsun isteyeceksin ki, mevcut durumu nasil daha iyilestirebilirim diye dusunup duracaksin. Eger ben bunu gozum kapali yaparim diyorsan, pek de umursamiyorsun demektir aslinda. Ben bunu yaparim ama bana faydasi ne diyorsan, gene ayni, pesinde kostugun sonuc durumu iyilestirmek degil, kendin icin birsey elde etmek demek ki.

Oyle iste, bu seferlik bu kadar olsun. O kadar uzun ara verdikten sonra ancak bu kadarina izin verdi kelebekler.

2012’yi Ugurlarken

Dunyanin sonu geldi, gelmedi derken 2012’nin sonuna geldik bile. Aylardir yazmamisim buraya. Hem yazacak cok fazla sey var, hem de hicbir sey yok. Hayat her zamanki mucizevi akisinda. Gene fazla yazasim yoktu aslinda ama 2012 oyle muthis bir sene oldu ki, tesekkur etmeden vedalasmak istemedim kendisiyle.

2012’nin en buyuk mucizesi tahtina, acik farkla resort projesi oturuyor dogal olarak. Senelerdir hayalini kurdugumuz bir projeye elimizle dokunabilir hale gelmek, buyuk kucuk, ailemizin butun bireylerinin icini kelebeklerle dolduruyor. Daha katedilecek cok yol var ve her adimi dort gozle, heyecanla bekliyoruz. Yol arkadasi olarak oyle harika insanlar girdi ki hayatimiza, sanki hersey 2012’ye dek bu is icin, birbirimiz icin hazirlamis bizleri. Butun taslarin mucizevi bir sekilde birer birer yerine oturmasi ise 2012’de oldu. Iste bunun icin hep cok ozel bir yil olacaksin 2012.  Gelen butun destek, cesaret verici sozler, guven ve arkadasliklar icin mutesekkirim, umit doluyum.

2012’de iki yazim, iki uluslararasi dergilerde yayinlandi. Tunc’un harika fotograflari ve benim anlatimimla sualti maceralarimiz pek cok kisiye ulasmis oldu boylece. Tunc’un fotograflari pek cok yabanci dergide yer almaya devam etti. Guney Afrika’nin onde gelen dergilerinden Submerge, senenin son sayisinda Tunc’un fotograflarina 8 sayfasini ve kapagini ayirdi.

Senelerdir sualtinda video cekerim. Cektigim kasetler evde kutularda, orada burada durur. Ancak Tunc vakit ayirip da birseyler montajlarsa degerlenirdi. Ta ki bu seneye kadar. Japon ulusal kanali NHK, hayalet murenin videosunu satin almak icin Kasim ayinda bizimle temasa gecti. Lisans anlasmasi yapmayi bilmem, ne fiyat vereyim, nasil gonderirim falan derken, hersey yavas yavas halloldu ve goruntumu sattim. Her Cumartesi ve Pazar 19:30’da yayinlanan Darvin Comes adli bilim kusaginda Temmuz’da yayinlacak bir bolumde yaklasik 20 saniyelik goruntum yer alacak. Benim icin cok onemli bir ilk ve inanilmaz bir motivasyon oldu. Cok sevdigim bir isten maddi kazanc saglayabilecegimi gordum. Surec beni oyle heyecanlandirdi ve mutlu etti ki, bu isi ne kadar cok sevdigimi gormus oldum. 2012’nin ikinci onemli mucizesi buydu iste benim icin.

2012’de bazi dostlari ellerimle uzaklara ugurladim, bazi yeni dostlari sevgiyle kucakladim. Eski dostlarin destegi ve sevgisi hep kalbimde zaten. Bazilarinin yuzunu dahi gormedigim, bilgilerini, desteklerini, pozitif enerjilerini comertce paylasan, hayatimi zenginlestiren butun dostlarim icin mutesekkirim. Ve guzel ailem, buyuk kucuk butun dallari ile koskocaman aile agacimin her yapragi icin tesekkurler hayat. 2012’yi essiz kilan en onemli seylerden biri, bu aile agacinin her bir yapragindan akan sevgiydi.

2013’e umit dolu giriyorum, yeni yil kesif, mutluluk ve huzur dolu olsun hepimiz icin.  2013_03

Turk Annesinin Jakarta Rehberi – 3

Hayati kolaylastiran web siteleri

 5 sene once buraya ilk geldigimizde Family Guide to Jakarta adli kitaptan tesadufen haberim olmustu. Deli gibi kitapcilarda aramama ragmen bulamamistim, ve kitapcilarin elinde kalmadigini ogrenmistim. Yeni baskinin yapilacagi ve dagitima gececegi zamani yakindan takip ederek sonunda kitaba ulasabilmistim. Israrla pesine dusmeme degmisti dogrusu, pek cok faydali bilgi vardi icinde.

Hersey gibi bu bilgilere de internet vasitasiyla hemen ulasilabiliyor artik. Benim gibi kitabin yeni baskisini beklemenize, kitapci kitapci gezmenize gerek yok. Ustelik de duzenli olarak guncelleniyor. Jakarta’da yasayan her annenin yardimcisi olacak bir site: http://www.familyguidetojakarta.web.id/

Tasinma oncesi ve sonrasi pek cok bilgiye ulasabileceginiz bir baska faydali site de   http://www.expat.or.id/

Ozellikle vizeler, calisma izinleri ve buradaki yasal uygulamarla ilgili en dogru bilgileri forum kisminda bulabilirsiniz. Bunun disinda ikinci el esya alim satimlari, eleman bulmak gibi konulari da forum kisminda bulabilirsiniz.

Jakarta International Community Center:  Kemang Selatan’da, buyukler, cocuklar, evinizde calisanlar icin pek cok kurslar ve aktiviteler sunan bir yer. Ozellikle okul oncesi cocugunuz varsa, kurtariciniz olabilir. Okul cagindakiler icin de tatil donemlerinde hayat kurtarici. http://jicconline.com/

Annelerin de arada eglenmeye ihtiyaci var, degil mi? Jakarta’nin gece hayati cok hareketli ve dinamik. Surekli yeni yerler aciliyor, eskiler kapaniyor, haftalarca dolu olan popular mekanlar peydah oluyor mantar gibi. Istanbul’a benziyor o acidan.  Bizler zaten gelen arkadaslari sevdigimiz yerlerle tanistiriyoruz ama bazan hep ayni mekanlara takilip kalmisiz gibi hissediyorum. Siz en iyisi kendi kesiflerinizi yapin ve begendiginiz mekanlari bizimle paylasin. Kesfe baslamak icin  su siteleri oneririm:

 http://www.whatsnewjakarta.com/web3/index.php what’s new jakarta

 http://www.jakarta100bars.com/  Jakarta 100 bars

Klasik muzik konserlerine cok fazla rastlamiyoruz burada ne yazik ki. Jakarta’nin tek konser salonu Aula Simfonia Jakarta. Programlarini web sitelerinden takip edebilirsiniz.  http://www.aulasimfoniajakarta.com/

Rehberin diger yazilarinda oldugu gibi, bunun icinde diger arkadaslarimin katkilarini bekliyorum. Faydali buldugunuz siteleri lutfen paylasin ki, burasi arsivimiz olsun.

 

Turk Annesinin Jakarta Rehberi – 2

Aklimdakileri unutmadan devam edeyim bu rehbere. Jakarta’da az toksik bir yasam uzerine ipuclari paylasacagim bugun. 

Ben temiz beslenme konusunda biraz takintiliyim. Yiyene karismam, benim borum bizim evde oter. Benim gibi psikopat anneler icin, tirnaklarimla kaza kaza ulastigim bazi bilgileri burada paylasacagim. 

Neyse ki organik gidalara ulasmak artik o kadar zor degil, o acidan yeni gelenler sansli. Sosyetik marketlerin cogunda gayet kapsamli organik sebze ve meyve reyonlari var. Mevsiminde tuketeceginiz yerel sebze ve meyveler cok lezzetli ve ucuz. Tropik iklimde de sebze, meyvenin mevsimi olur mu demeyin, oluyormus. En iyisi yardimciniza sormak neyin mevsimi oldugunu ama fiyatlarindan da anlasiliyor zaten.

Ancak benim kadar takintiliysaniz, marketler sizi tatmin etmeyecektir. Quinoa, chia tohumu, keten tohumu, Himalaya tuzu, stevia yapragi, manuka bali gibi egzotik seyleri ya online siparis ediyorum, yada telefonlarini bir sekilde ele gecirdigim kisilerden aliyorum.

Healthy Choice, en eski organik marketlerden biri, ancak buradan hic siparis vermedigim icin paylasabilecegim bir tecrubem yok. http://healthychoice.shop.rakuten.web.id/   http://healthychoiceindonesia.com/#/menu/home.html

Clubsehat’tan alisveris yapiyorum. Banka havalesi ile calistiklarindan, kredi karti tedirginligi yasamiyorsunuz. Bir gun icinde siparisim elime ulasiyor, gonderi ucreti de almiyorlar. http://www.clubsehat.com/ 

Kimyasallar sadece gidalarda degil malum. Temizlik malzemeleri de genzimizi yakan, bizi zehirleyen bir ton seyle dolu. Endonezya’lilar dogal temizlik malzemeleri acisindan cok sanslilar, cunku topraklarinda yetisen sabun cevizi ve okaliptus diye iki nimet bitki var. Sabun cevizini Java’nin ortasinda, kendi ciftliginde yetistiren bir bayandan aldim.  2 kg aldim, kullan kullan bitmedi, gerci istedigim kadar oturtamadim kullanimini ama bu cevizi cok sevdim. Sabun cevizinin kullanim alanlari cok fazla, google size bolca bilgi verecektir. Turkce kaynak olarak buraya bakabilirsiniz. http://www.sabunagacim.com/   Bu bayandan da satin alabilirsiniz. Mayasari: 0 817 6742872

Manuka bali, Yeni Zelanda’ya has, manuka bitkisinin bali. Antibakteriyel ozelligi en fazla olan bal. Manuka bali hakkinda bilgi icin size Google’a alayim, ama ne oldugunu biliyor ve siparis etmek istiyorsaniz su telefondan baliniza ulasabilirsiniz,  Lita: 0 821 10007339

Kendi bahcesinde yesillikler yetistirip satan bir Italyan amca var. Ben siparis gecmedim ama bir arkadasim aliyordu ve gayet memnundu. Ilgi duyarsaniz Mr.Luca’ya e-mail ile ulasabilirsiniz: fabrika@rad.net.id

Hala bulamadiginiz malzemeler, baharatlar falan varsa buraya bir ugrayin. Chef’s Essential: Jl. Kemang Utara No:19  0 21 7190280 (Widyarti: anthy@chef-essential.com )

Evde yemek, tatli pisirmeye merakliysaniz cok kaliteli mutfak malzemeleri icin Pantry Magic’e mutlaka ugramalisiniz. Burasi mutfakta vakit gecirmeyi sevenler icin bir cennet. Fiyatlar yuksek ama hersey oyle guzel ki. Harika mutfak esyalari disinda, Valrhona’nin kuvertur cikolatasini bulabildigim tek yer burasi.

Pantry Magic:  http://www.pantry-magic.com/jakarta/index.php  Jl. Kemang Raya 14B, Jakarta  Tel/Fax: 021 718 2573

Mutfak malzemeleri konusu acilmisken, pastacilik malzemeleri satan iki dukkandan bahsetmeden gecemeyecegim. Burada degisik unlar, seker hamurlari, kek kaliplari, kek kutulari, muffin kagitlari, dondurma cubuklari, cikolata kaliplari, ne ararsaniz var. Asil seri uretime hitap eden yerler olsa da, dogum gunleri ve parti hazirliklarini kendiniz yapacaksaniz ugramanizi tavsiye ederim.

Titan: Jl. RS Fatmawati no 22A Cilandak Barat, Jakarta Selatan 12430
Telp: +6221-7692329
Faks: +6221-7668137

Toko Ani: GUNUNG SAHARI I NO. 5 JAKARTA 10610 INDONESIA. +62-21-4211286   (burasi Wilton’un distributoru ayni zamanda)

Turk Annesinin Jakarta Rehberi – 1

Devir daim zamanlari geldi Jakarta’daki Turk expatlere. Bazi aileler baska gorev yerlerine tasinmaya, onlarin yerine yeni aileler buraya gelmeye basladi. Gidenlerin ve burada yasayanlarin coguyla birlikte kesfetmistik bir Turk annesi olarak Jakarta’da hayatta kalmanin kurallarini. Her yeni ogrendigimiz seyi birbirimizle paylastigimizdan boyle bir yazi serisine simdiye dek gerek olmamisti. Ancak simdi yeni gelenler fazla aci cekmeden, bu bilgileri aktarma zamani. Umarim ihtiyaci olan herkesin isine yarar. Rehberin ilk yazisi market rehberi olsun.

Jakarta’ya yeni gelenler bile Hero, Kemchicks ve Ranch marketlerle kisa surede tanisacaktir. Zira yabancilarin oldugu heryerde bunlar var. Bu marketleri, rehberin geri kalaninda sosyete marketleri olarak adlandiracagim. Cunku bunlar yabancilarin istedikleri cogu seyi ayni cati altinda bulabilecekleri ancak fiyatlarin diger yerlerden daha yuksek oldugu marketler.

Haftalik yada aylik alisverislerinizi yapmak icin daha uygun fiyatli olan Lotte Mart ve Carrefour’u tavsiye ederim. Carrefour’lar en eski yabanci marketler oldugundan pis, sicak ve kotu kokulu ama Lotte Mart’lar yeni yapildi ve gayet hos bir alisveris ortami sagliyor. Sudirman civarinda oturan arkadaslarimiz Grand Lucky isimli marketi de seviyorlar, ancak ben hic gitmedigimden yorum yapamayacagim.

Lotte Mart’larin bir de toptan satis marketleri var ki, bazi urunlerin fiyatlari normal marketlerden cok daha dusuk. Endonezyali bir tanidiginiz sizin icin kart cikarirsa, buralardan cok hesapli alisverisler yapabilirsiniz. Gelelim bizim icin en onemli urunlere ve onlarin muadillerine.

YUFKA: Eyvah, yufka yok, borek yapamayacak miyiz? Tabii ki yapacagiz, ustelik de elde acmadan. Burada uc cesit yufka, bir de milfoy hamuru mevcut:

1)      Kulit Lumpia: Halkin kullandigi spring roll yufkasi. Son derece tipsiz gorunse ve bizim yufkalardan cok daha kucuk olsa da, orjinale en yakin borek lezzetini veren yufka bu. Bizim yufkalardan biraz daha kuru ve tamamen tuzsuz oldugu icin, boregi yaparken kullandiginiz sosa biraz tuz katip, sosu normalden daha fazla sutlu ve yagli yapmaya dikkat edin. Bu yufkanin en zorlu kismi, marketlerde yufkayi bulmak. Tofularin, islak noodle’larin oldugu bolumde satiliyor. Iyice aramadan bulmak zor, iyi bakin, bulamazsaniz satis gorevlisine “kulit lumpia” diye sorun.

2)      Kulit Lumpia 2: bu da yukaridakinin hazir yapilmisi, kazik gibi birsey. Bunun tepsi boregi pek guzel olmuyor ama sigara boregi sarmak icin ideal. Yumurta ve sutu cirpip yufkayi hafif islatin ve normal sigara boregi yapar gibi sarin. Bu urun, donmus gida satilan buzluklarda oluyor. Bir buyuk, bir de kucuk boyu var. Sigara boregi icin buyuk boyunu kullaniyorum.

3)      Phyllo dough: Bildigimiz baklava yufkasi bu. Donmus, dikdortgen yapraklar halinde cikiyor kutudan. Baklava yufkasini nasil kullaniyorsaniz aynen oyle kullanabilirsiniz. Gayet basarili. Bu da donmus urunler reyonunda, ancak her markette yok. Ranch, KemChicks gibi sosyete marketlerinde bulabilirsiniz. Asagidaki paket:

4)      Milfoy: alisik oldugumuz paketlerden buyuk sekilde satiliyor burada milfoy. Gene sosyetik marketlere, donmus urun reyonlarina bakmaniz lazim. Bir de Pondok Indah Carrefour’da ekmek reyonunun en basinda, plastik kutuda kendi yaptiklari milfoyleri taze olarak satiyorlar. Rastlarsaniz o, bu hazirlardan daha guzel ama her zaman yolu dusurmek, yol duserse de bulmak mumkun olmayabiliyor.

Yine de Turkiye’deki yufkalardan vazgecemeyen arkadaslarimiz, yufkalarini getiriyorlar ve taze taze sigara boregi sarip buzlukta o sekilde sakliyorlar. Siz de yufkanizi getirmeye kalkarsaniz, paketli sekilde dondurmayin cunku cozuldugunde birbirinden ayrilmasi cok guc oluyor. En iyisi, geldiginiz gibi borek yapip, cig olarak buzlukta saklamak. Ama acikcasi, ben yufka tasimaya gerek duymuyorum. Buradaki alternatiflerle aldigim sonuclardan memnunum. Ille de elimde borek acacagim derseniz, bir dilim bana ayirmayi unutmayin !

 BEYAZ PEYNIR: Iki marka mevcut. Avusturalya markasi Lemnos ve yerli Yummy. Biz Yummy’yi kullaniyoruz. Boreklerde cok guzel oluyor. Her ne kadar tercihim Ezine koyun peyniri olsa da, olmayinca kahvaltida da yeniliyor gayet rahat. Marketlerde 200gr’lik paketlerde satiliyor ancak Yummy’yi direk arayip 1kg’lik paket siparis edebilirsiniz.  Yummy’nin koyun, inek ve keci olmak uzere uc cesit beyaz peyniri mevcut. Kemang Hero, Lotte Mart, Ranch, Kemchicks marketlerinde her zaman bulunabiliyor.

Bir de sadece Yummy’den telefonla siparis ederek ulasabileceginiz 2,5 kg’lik yogurtlar var ki, Turkiye’deki yogurtlari aratmayacak kalitede. Siddetle tavsiye ederim. Sahibinin Turkiye’de Danone’den egitim aldigina dair bir soylenti var, dogru olabilir, ayni Turk yogurdu tadinda cunku.  Kendi yogurdunuzu mayalamak en guzeli tabii ki ama hazirin kolayligini tercih ederseniz, Yummy’nin telefonu:  (+62 21) 8412429 – 8413828 – 8413826 – 87790947

EKMEK: Marketlerde tost ekmegi seklinde satilan beyaz ekmekleri ben cok yumusak, suni ve tatli buluyorum. Bizim damak zevkimize en yakin ekmek reyonu Pondok Indah Carrefour’da. Ama Kemchicks ve Ranch marketlerin ekmek reyonlari da onunla yarisir. Ozellikle Kemang Kemchicks’in firini favorim, pretzel, bagel, turlu karisik tahilli ekmekleri seviyorsaniz yolunuzu Kemang’a dusureceksiniz.  

Bir de bizim bazlama ekmegine benzeyen birsey var, kahvaltilarda oyle guzel oluyor ki mutlaka denemelisiniz. Hintlilerin Paratha ekmegi. Donmus urun reyonunda satiliyor. Pismemis, donmus krep seklinde bir ekmek. Teflon tavada yagsiz bir sekilde hemen pisiriyorsunuz ve afiyetle yiyorsunuz. Canai diye satilani da hemen hemen ayni, hangisini bulursaniz artik. Mutlaka deneyin. Yukarida, milfoy hamurunun fotografinda, milfoy paketinin yanindakini aliyorum ben, baska markalar ve cesitler de mevcut. Soganlisi tulum peyniriyle harika oluyor.

Sosyete marketlerinde Afgan ekmegi olarak satilan pideler, bizim tirnak pidesine benziyor. Evde iskender, kebap falan yaptiginizda dusunmeden alin, kullanin. Biz bu ekmegi cok seviyoruz. 

Durumler icin tortilla diye satilan ekmekleri kullaniyoruz. Bunlarin donmus olarak misir unundan yapilanlari, pismis olarak bugday unundan yapilanlari sosyete marketlerinde mevcut. Meksika tarzi olanlar biraz kalinca ama yine de durumler icin ideal. Bir de Kemang’daki Chef’s Kitchen adli pastanenin kendi yaptigi tortilla ekmegi varki o daha ince, daha az pismis. Iste bunu lahmacun ve gozleme yapmak icin kullanabilirsiniz. Ikisi de bu ekmekle harika oluyor. Bu ekmegi buldugunuz surece elinizde hamur acmaya gerek yok. Kemchicks ve Hero’da nadir olarak bulunabiliyor, ancak Chef’s Kitchen’a bir gun onceden siparis verip istediginiz miktarda hazirlatabilirsiniz.  Resimde, pizza tabanlarinin yaninda “pita bread” diye satilanlar. Chef’s Kitchen: Jl. Kemang Raya No. 19 C, Jakarta – (021) 719-8866

SALCA: Pek cok markanin salcasi var. Dikkat etmeniz gereken ustunde domates resmi olan her teneke kutu salca degil. Buyuk kutular domates sosu, o yuzden ustunde tomato paste yazan kucuk kutulari almaniz lazim.  Marka tavisyesi yapamayacagim, zira herkesin damak zevki farkli. Nasilsa kutular kucuk, deneyip, en sevdiginizi bulursunuz siz.

Acik satilan urunler arasinda biber salcasi da varmis, ancak ben hala Turkiye’den getirdigim biber salcasini kullandigimdan hic denemedim, gormedim de. Ama arastirip, bulursam bu yaziyi guncelleyecegim, soz.

PIRINC: Pirinc konusu da hassas bir konu. Burasi pirinc memleketi oldugundan cok cesit var ve pirincleri bizimkilerden daha fazla nisasta iceriyor bence. Cunku lapa olma ve kitir kitir kalma sinirlari cok yakin. Tane tane, guzel pismis bir pilav yapmak biraz zor. Kendi ayarinizi bulana kadar biraz deneme yanilmaya acik olun. Kahverengi pirincin yaninda kirmizi ve siyah pirincler de var. Ben seviyorum, hem de beyaz pirincten cok daha saglikli. Bu degisik pirincleri de denemekten korkmayin. Bunlar tam tahil seklinde olduklarindan pisirme sureleri daha uzun.

UN: Yesil olan ekmek, pogaca icin. Acik mavi olan kek kurabiye icin. Koyu mavi olan genel kullanim icin diyor ama ben almiyorum onu nedense. Gerci yesil unum bittiginde maviyle ekmek yaptim, mavi bittiginde de yesille kek. Pek birsey degismedi sonucta ama ureticinin tavsiyesine uymak isterseniz rehber boyle. Yesil ekmek, mavi kek icin. Amerikan unlari da var ama ben hic kullanmadigim icin yorum yapamayacagim.

Tam bugday unu, cavdar unu, buckwheat unu gibi degisik unlar sosyete marketlerinde satiliyor. Ancak devamliligi olmayabiliyor. Gerci tam bugday ununu hep goruyorum da bugday ruseymi ve kepegini her zaman gormuyorum. Ilginizi ceken bir un buldugunuzda alin ve buzdolabinda saklayin.

SEHRIYE: Arpa sehriye asagidaki sekilde sosyetik marketlerde var. Tel sehriye sadece Meditarrenean Markette mevcut. Bu arpa sehriye boyut olarak bizimkilerden biraz kucuk ama lezzeti harika.

BULGUR: Bizim alistigimiz tarz pilavlik bulgur burada malesef yok. Ancak koftelik bulgur dedigimiz incelikte bulgurun pek cok cesidini bulabiliyoruz, beyaz, kahverengi, kirmizi. Asagidaki paketi KemChicks’ten aldim ama markasiz posetlerde satilanlar da cok guzel. Pilavi bu bulgurla yapiyorum, biz severek yiyoruz. Ama bulgur pilavina duskunseniz, pilavlik bulgur getirmenizi tavsiye ederim.

KOFTELIK KIYMA: Yerli etler ve Avusturalya etleri olmak uzere iki cesit et var burada. Avusturalya etlerini tercih etmiyorum. Yerli etler daha taze oldugundan ve kesim metodlari bize benzer oldugundan yerli etleri aliyorum. Ancak gerek Avusturalya, gerek yerli etler cok yagsiz olabiliyor. Aradigim kiymayi bulana kadar koftelerim kuru, takir tukur oluyordu, yumusatmak icin bir suru takla atiyordum. Ta ki Lotte Mart’in kiymasini kesfedene dek. Lotte Mart’in normal, “Daging Giling” kiymasini alin kofte icin. Her zaman bulunmuyor, cabuk bitiyor bu kiyma, buldugunuzda bolca alin, kofte yapip buzluga atin. Bu kiymayla bildiginiz Turk annesinin koftesini yapabilirsiniz. KemChicks’te koyun kiymasi nadir de olsa bulunabiliyor.

DEREOTU: Taze dereotu sadece Kemang Hero’da, girisin hemen saginda, limonlarin yaninda bulunuyor. O da her zaman olmuyor, buldugumda bolca alip, dograyip buzluga kaldiriyorum. Turkiye’den getirdigim tohumlarla saksida da yetistirebilmistim. Tazesini bulamazsaniz, baharat reyonunda McCormick’in kuru dereotunu bulabilirsiniz. Zeytinyagli yemeklerde tazesinin yerini tutmuyor ama corbalarda ve boreklerde guzel oluyor.

Turk annesinin kurtaricisi, Meditarrenean Market:  Eveeet, ve joker dukkanimiz, Pasar Festival’in icindeki Mediterranean Market. Burada bulgur, kuru nohut, fasulye, mercimek genelde hep bulunuyor. Tel sehriye sadece bu dukkanda var ama arpa sehriye sosyete marketlerinde bulunuyor. Burada konserve enginar, harika tursular, yaprak, tahin helvasi ve tahin, leblebi, badem vs bulunabiliyor. Parti parti mal getirdiginden her zaman cok cesit ve taze urun bulunamayabiliyor. Kredi karti gecmiyor, yaninizda bolca nakit goturun. Sanirim evlere gonderi de yapiyorlar ancak dukkandaki hersey her zaman taze olmadiginda, kendim gormeden almak istemiyorum.

Meditarrenean Market: Pasar Festival  Jl. Hr. Rasuna Said Kav – 22, Kuningan

ASMA YAPRAGI: eskiden sadece Meditarrenaen markette bulunurdu ama simdi sosyete marketlerinde de bulunuyor. Hem de iki marka var artik. Bizim klasik Arap markamiz Durra ve Avusturalya’dan bir Yunan markasi.  Yandaki siyah kutular da zeytinyagli sarma 🙂

KEREVIZ: Bir bas kerevize 25 dolar odemeye raziysaniz sosyete marketlerinde zaman zaman bulabilirsiniz. Onun disinda kok kereviz malesef yok. Ancak kereviz sapi kalin ve ince olmak uzere cesit cesit ve tazecik.

ENGINAR: Taze enginar cok nadir bulunabiliyor. Konserve enginar kalbi her zaman var. Buyuk enginarlarin konservesini de yine Meditarrenean Market’te bulabiliyoruz.

MAYDANOZ: Maydanoz cinsleri hakkinda bilgi sahibi degilim ancak bizim gozumuzun alisik oldugu tarz buyuk ve ince yaprakli maydanoz burada cok nadir. Italian Parsley diye geciyor ve bulunmasi biraz zor. Maydanoz kiligindaki otlarin biri taze kisnis, biri bir cesit kereviz yapragi, digeri de yerel bir ot. Bizim alisik oldugumuz maydanoz tadini bulabileceginiz sudur:

Turkiye’den tasinacaklar: beyaz peynir, raki, siyah zeytin, sucuk , pastirma,ihlamur, adacayi (burada var ama kesinlikle bizim adacayimizin yerini tutmaz), corekotu, mahlep, damla sakizi, kus uzumu, tarhana ve sizin icin onemli olan diger seyler. Dolmalik fistik burada cok pahali oldugu icin ben Turkiye’ye gittikce getiriyorum. Buradaki  kuru naneler bizimkiler kadar guclu ve lezzetli degil, biz de cok kuru nane tuketiyoruz, o yuzden onu da Turkiye’den getiriyorum. Ceviz de ayri bir sorun, her zaman bulunmuyor, bulundugunda taze olmayabiliyor. Ceviz buzdolabinda uzunca sure tazeligini koruyor. Pastirma, sucuk ve baklava buzlukta dondurulabiliyor. Tahil, bakliyat, tarhana tarzi kuru malzemeleri de buzdolabinda saklamak en guvenlisi.

Bu ilk yazi biraz uzun oldu, digerlerini daha rafine yazmaya calisacagim. Sorularla beni yonlendirin lutfen, ayrica Jakarta’daki arkadaslarimin da katkilarini bekliyorum.

10

“10 sene, vay beee” diyoruz hala aklimiza geldikce. Yillari hic saymadik, nasil gectigini de anlamadik zaten. 10 yil hep cok uzaklarda gibi gelirdi. Zaman zaman aklimiza geldiginde, 10’uncu yilimizi nasil kutlayacagimiza dair hayaller kurduk biraz, ama cok da ustunde durmadik. 2012 gelip cattiginda farkettik gecen yillarin onu buldugunu ama cok da gelmedi dogrusu. Birlikte yaslanmayi isteyince, 10 da ne ki?

Ikimiz icin de yogun bir donemdi, uzun uzun kacamayacaktik bir yerlere. Ama ozel olsun istiyorduk, ailece Lombok’a gidelim dedik. Gecmis seyahatimizden tadi damagimizda kalan Gili Trawangan adasina gittik bes gun oncesinden.

Gili Trawangan cok keyifli bir yer. Dalislari cok parlak olmasa da yemesi, icmesi, sahili, denizi cok guzel. Gili Trawangan ile ilgili izlenimlerimi Turkce burada, Ingilizce de surada bulabilirsiniz. Burada Gili Trawangan’i anlatmayacagim. O yazdigim yazilarda yazmayanlari anlatacagim 🙂

Yildonumumuzden iki gun once, dalistan gelip havuz kenarinda cocuklarin yanina gectik. Aslinda iki saatimizi denizde gecirdikten sonra havuza girmeye hic niyetimiz yoktu ama cocuklarin israrina dayanamayip girdik. Biraz onlarla oynadiktan sonra havuzin icindeki bara oturmus bulduk kendimizi. Barmen cok basariliydi, “happy hour, bir kokteyl alana ikincisi bedava” kampanyasiyla elimize kokteyl menusunu tutusturdu. Once bir kokteyl ictik, cok begenmedik. “acaba bu daha mi iyi?”, “sunu da deneyelim bari” derken daha aksam olmadan kafalari bulduk. Aksam yemegini yiyip, tonlarca su icip ancak kendimize geldik. Bir daha da pool bar’a happy hour zamani yaklasmadik.

7.Eylul aksami geldiginde, guzel guzel giyinip suslendik hepimiz. Nerede yemek yiyecegimize karar vermemistik, daha dogrusu ben oyle saniyordum. Restoranlarin onunde soyle bir yuruduk, karar veremeyip geri donduk. Tunc, otelin restoranini gecip yurumeye devam edince, “orada da mi restoran varmis?” diye sordum saf saf. Muzip gulumsemesinden anlamaliydim ama “ya, evet, bir bakalim ne varmis” deyince gercekten de hic suphelenmedim.

Derken yoldan garsonlar bizi karsilayinca ve kumsala hazirlanmis romantik gazeboyu gorunce anladim beni bekleyen surprizi. Kumlarin ustunde bir gazeboyu, mumlar ve tullerle suslemislerdi. Yolumuz mumlarla, ciceklerle bezeliydi. Ruya gibi bir yemek yedik ailece. Arda ve Lara oyle etkilendiler ki, hala yedikleri en guzel yemegin o gece oldugunu anlatip duruyorlar. Cocuklar yemekten sonra yorulup yatmak istediler. Biz de canli muzik olan kisma gecip caylarimizi yudumladik.

Harika bir yildonumu kutlamasiydi. Ama daha da harika olan askla, omuz omuza gecen 10 yilin bizlere verdigi armaganlar aslinda. Cocuklardan bahsetmiyorum, tabii ki onlarin ebevyeni olmak dunyadaki en ciddi ve guzel isimiz bizim. Bahsettigim, birlikte ilerleyisimiz, birbirimize verdigimiz destekle hayatimizin her konusunda birbirimizi daha iyi insanlar haline getirmemiz, birbirimizi tamamlayisimiz, kendimizi tanimak icin birbirimize verdigimiz cesaret. Insanin yaninda yoldasi, ruh esi olunca katedilecek yollarin her biri bir oncekinden heyecanli ve guzel. Nice 10’lara…

Gayrimesru patates koftesi

Somurgeci ve somurge arasinda hersey yasanip bittikten sonra kalan birseyler oluyor. Hamile kalmis tecavuz maduru gibi bir nevi. Endonezya’da gordugum kadariyla bu etki uc alanda olmus; lisan, mutfak ve mimari. Keske egitim, adalet sistemi, sehir planlamasi  gibi konularda olsaymis ama elden ne gelir, somurgecinin kotusu dusmus onlarin sansina.

Almanca yada Hollandaca bilen birinin Endonezyaca ogrenmesi cok kolay. Gramer acisindan zaten pek komplike olmayan lisanlarina, bu yabanci dillerden pek cok kelime sizmis kalmis. Belki de bu kelimeler icin kendi dillerinde bir karsilik yokken, Hollandalilar ile tanistilar ve Ataturk gibi biri cikip dil devrimi yapmadigi icin, oyle de kaldi. Ben bunu gayet normal buluyorum. Ornegin ilk arabayi Hollandalilar buraya getirdiyse, egzozun Endonezyacasi olmamasinin dogal oldugunu dusunuyorum.

Endonezya restoranlarinin cogunda adi kulaga pek bir batili gelen birkac cesit mutlaka olur. Patates kofteleri, poffertjes denen minik pankekler, pannekoeken denen krepler, ekmekler, pastalar da Hollandalilardan miras kalmis.

Bir adet de sentez somurge mutfagi var. Hatta menuleri sadece bu yemeklerden olusan restoranlar var, son derece sik, somurge doneminden cift kuyruklu yemekler sunuyorlar.  Eski guzel gunlerden Hollandalilara kala kala kendi mutfaklarinin sade tatlarina inat baharatli ve baskin lezzetli Endonezya yemekleri, patates kizartmasinin ustune doktukleri fistik sosu ve Endonez gelinlerle damatlar kalmis. Sicak Endonez dokunusu mutfaklarina ve tenlerine hakim solgun renklere biraz renk katmistir eminim.

Hollanda’nin mimari etkisi Endonezya’da alakasiz yerlerde karsisina cikip sasirtiyor insani. Dokuntu, pis kokulu bir kanal kenarinda, rengarenk, ince yuzlu, sivri catili Amsterdam evleriyle karsilasmak mumkun burada.

Hollanda’dan miras kalmis hersey gurur kaynagi Endonezyalilar icin. Tecavuze ugradik ama batili eli degdi gibi bir tutum. Ilginc degil mi? Oysa ki dunyaya tempeh gibi degerli bir besin armagan etmisler, gayrimesru bir patates koftesiyle kiyas bile edilemez besin degeri ve fayda acisindan. Egzotik bitkilerle yaptiklari her derde deva binbir cesit „jamu“lari yani kocakari ilaclari, bitki yaglari, ozel masaj teknikleri insanliga modern tibbin sunamadigi careleri sunuyor. Ama kiymetini bilene….

Buyuyorlar mi ne ?

Arda dogdugunda, Lara daha bebekti. Deliksiz bir gece uykusu icin pek cok sey verebilecegim gunlerdi onlar. Beden ve ruh sagligimi korumak icin fazlaca caba harcadigim, ipin ucunu birakirsam herseyin ellerimden kayiverdigini gozlerimle gorebildigim zor gunler.

Yasadigim gerginlik ve yorgunluk zamanla azaldi tabii ki, yoksa oyle yasanir mi? Ama kalici pek cok degisiklik birakti geride. Sabahin korunde alarmsiz ayaga dikilme, onume yemek konunca cabucak bitirme durtusu, dusta fazla vakit kaybetmeyip hemen cikma telasi, her evden cikisi detayli bir sekilde planlama ve evden cikarken mutlaka yanima birer kat yedek kiyafet, atistirmalik birseyler ve su alma, kendi kendime bir yarim saat gecirebilmek icin ogle tatillerinden zaman calma gibi 7 yillik cocuklu hayatin kalici izlerini tasiyorum hala.

Ancak anneligimin 7’inci yilinda ikinci bir sudan cikmis balik durumu yasiyorum bu aralar. Son bir iki haftadir elimde, bazan ne yapacagimi bilemedigim zaman dilimleri kalmaya basladigimi farkettim. Gecen hafta farkina vardim ilk kez bunun. Cumartesi sabahi yogaya gittikten sonra eve geldigimde cocuklar evden cikmislardi. Dusumu bes dakikada aceleyle yapip, hemen onlara yemek hazirlamak, onlarla oynamak yada kitap okumak icin yanlarina kosturmama gerek yoktu. Cocuksuz hayatimin vazgecilmezi uzun dus hayalimi gerceklestirebilecektim sonunda. Ama elden ne gelir, gene de fazla uzatamadim. Ciktiktan sonra ne yapacagimi bilemedim. Cocuklar gelene dek elimde kalan bu bos vakitte neler yapabilecegimi dusundum durdum ama hicbirsey yapmadim. Dun de benzer bir durum oldu. Tunc evden cikti, cocuklar da arkadaslarina gittiler. Ev ve koskoca 2 saat bana kalmisti. Bu kez saskinligim fazla uzun surmedi, hemen yoga matimin ustune gectim. Sonra kendime karisik bir bitki cayi hazirladim ve kitabimi elime aldim. Vakit nasil gecti anlamadim, cok ama cok iyi geldi.

Sabahin korunde, daha saatin alarmi calmadan ayaga dikildiginizde, cocuklar hala misil misil uyuyorsa,

Yillarin aliskanligi ile cabuk cabuk yemeginizi yiyip bitirdiginizde, cocugunuzun da tabagindakileri silip supurdugunu goruyorsaniz,

Evde artik cocuklari dusunerek yemek yapmiyorsaniz, karniyarik, bamya, evde ne varsa yiyiyorlarsa,

Bir iki sene once zorla yedirip icirdiginiz kocakari ilaclarinizi, kendilerini kotu hissettiklerinde gelip sizden kendi kendilerine talep ediyorlarsa,

Gun be gun takip ettiginiz bebek ve cocuk siteleri ve bloglar artik size anlamsiz ve vakit kaybi gibi geliyorsa,

Evden cikarken yaniniza aldiginiz birer kat yedek kiyafet kullanilmadan eve geri donuyorsa,

Evden cikarken atacaginiz her adimi planlama geregini hissetmeyi biraktiysaniz,

Evden cikma suresi 5 dakikaya indiyse,

Sutu arttirmak icin neler yapildigini coktan unuttuysaniz,

Dus almak icin uzun uzun zamaniniz kaliyorsa,

Surekli aceleniz varmis duygusunu yavas yavas daha az hissediyorsaniz,

Cocuklar kendi baslarina dus almak istemeye basladilarsa,

Uyku oncesi kitabini artik siz degil de, onlar birbirlerine okumaya basladilarsa,

Kendinizi kotu hissettiginizde, minicik eller size bir fincan cay getiriyorsa,

Zaman zaman ne yapacaginizi bilemediginiz bos vakitler kalmaya basladiysa,

Hic uyanmadan uyudugunuz geceleri saymayi biraktiysaniz,

Boyasi cikmis saclarla ortalikta gezmeyi birakabildiyseniz,

Cocuklarla disari ciktiginizda beyaz pantalon giyebiliyorsaniz,

Puseti yaniniza almayi ne zaman biraktiginizi hatirlamiyorsaniz,

Artik cocuklariniz bebeklikten coktan cikmis, bagimsiz bireyler olma yolunda hizla ilerliyorlar demektir. Her donem gibi, buna da uyum saglamak gerekiyor.

Lara ve Arda su resimdeki hallerinden cok farkilar artik ama ben hayatimda baslayan bu yeni donemin farkina henuz vardim. Ilk saskinligi atabilmem bir haftami aldi, cocuklarimin yeni kazandigi, kendimin ise kaybedip tekrar buldugu bagimsizligin tadini cikarmaya baslayacagim yakinda. Cocuksuz gunlerdeki gibi kendime ayirabilecegim saatlerim olacak. Bu saatleri nasil degerlendirecegimi cok merak ediyorum, cunku en son tasasizca harcayacak zamanim oldugu gunlerden cok farkli bir insanim ben simdi. Gelecek gunleri merakla bekliyorum.

Heyecan dolu adimlar

Hepimizin icini pir pir ettiren, karnimizda kelebekler ucusturan birseyler oluyor. Papua’nin en Bati ucunda, minicik bir adada, cennet gibi bir koy 50 seneligine kiralandi. Resmi sirket kurulusu onaylandi, su anda hummali bir bicimde resmi bazi dokumanlar uzerinde calisilip duruluyor. Papua Explorers Dalis Oteli yavas yavas hayat buluyor.

Senelerdir dusledigimiz hayalin temelleri, dunyanin en guzel dalis noktalarindan, doganin en dokunulmamis ve bakir kalan koselerinden birinde atilacak cok yakinda. Bu noktaya gelmek cok emek ve uzun bir yol aldi ama karari verdikten sonra olaylar oyle guzel gelisti, yollarimiz oyle harika insanlarla kesisti ki, bu proje cok basarili olacak eminim. Otelin uluslararasi anlamda ilk Turk dalis oteli olacak olmasi olaya ayri bir heyecan katiyor. Tropiklere egemen olan Avrupa ve Amerikan yatirimlarina, bir de Turk yatiriminin ekleniyor olmasi bizim icin bambaska bir motivasyon dogrusu. Ailece hayaller aleminde dolasip duruyoruz. Cocuklar bile akillarina gelen fikirleri yazip duruyorlar.

Hikayenin bundan sornaki kismini Papua Explorers’in Facebook sayfasindan takip edebilirsiniz. Logoyu buldugumuz anda bir websitesi ve blog araciligi ile gelismeleri gun be gun aktaracagiz. Iste Papua Explorers Dalis Otelinin yer alacagi Pinsilim koyu.