>Borongsai ve Family Karaoke

>Dunyanin bu ucunda Chinese New Year kutlamalari simdiden basladi, heryer kirmizi kagit fenerler, kagit semsiyeler ve pembe kiraz dallariyla suslendi. Yeni gozde alisveris merkezimiz Grand Indonesia’da geleneksel Lion Dance yani Borongsai gosterisi oldugunu duyunca, Pazar gunu cocuklari erken uyutup, gunumuzu iki aslan dansi izleyecek sekilde planladik.
Borongsai, bir aslan kostumu icindeki iki adam tarafindan yapiliyor. Ilk gosteri “Steel pole Borongsai” idi, yuksek celik borularin uzerinde atlayip ziplayarak yaptilar danslarini. Aslan kostumu icindeki iki adamin, yerden 2-2,5 metre yukseklikte atlayip, ziplayip, birbirlerinin ustune cikip dansetmeleri, bizler icin inanilmaz estetik ve akrobatik bir gosteri oldu.

Gerci cocuklar oyun bozanlik etti. Tam ben video kamerayla, Tunc da fotograf makinesiyle hazir bekliyorduk ki, yuksek sesli davullar ve ziller calmaya baslayinca, ikisi de avazlari ciktigi kadar bagirip kucagimiza tirmanmaya calistilar. Bir kolumda Arda, bir elimde video kamerayla cekim yapmaya calistim ama basarili olmadigini soylemeye bile gerek yok. Bir sure sonra alistilar, yada sakinlestiler diyelim de birazcik cekim yapabildik. Ikinci aslan dansi, bu kez yuksekli alcakli masalarin ustundeydi, yani “table Borongsai”. Borular yerine masalarin ustunde zipliyorlardi ve bu kez iki tane aslan vardi. Cocuklar ikincisinde daha az tepki verdiler ama aksam ikisi de aglayarak uyanip durdu, ozellikle de Arda. Sanirim bizim icin cok ilginc olan bu gosteri, cocuklar icin bir o kadar korkutucu oldu.

Iki gosteri arasinda, ayni alisveris merkezinin icindeki aile karaoke yerine gittik. En kucuk odalarini 1 saatligine kiralayip avazimiz ciktigi kadar bagirarak sarkilar soyledik. Repertuarimiz “twinkle twinkle little star”, “baa baa black sheep”, “jingle bells” gibi cocuk sarkilari ve Abba’dan Lara’nin sevdigi sarkilardi. Arda bile “do-re-mi” sarkisinda “dooo doooo” diyerek eslik etti bize. Jakarta’da gecen hafta sonlarini renklendirmek icin eglenceli bir aktivite bulmus olduk boylece.

>Hosgeldin 2009

>2008 bizim icin cok heyecanli, yeni baslangiclarla, kesiflerle dolu bir yil oldu. 2008’e Asya’ya tasinma karariyla girmistik. Tropik bir yerde yasamak benim cocukluk hayalimdi. Hep bir sabah uyansam da kendimi surekli sicak ve gunesli, masmavi bir deniz kenarinda bulsam diye hayal kurardim. Dalis tatillerinde kesfettigimiz Guneydogu Asya’nin ise once sualtina asik olmus, sonra da sicak insanlarina, yumusak iklimine, genel pozitif atmosferine, kulturel cesitliligine tutulmustuk. Cocuklarimiz olunca, onlari uluslararasi bir ortamda buyutmek, onlara dunyadaki farkli kulturleri tanitmak, farkli yerleri gostermek en buyuk amaclarimdan biri haline gelmisti. 2008’e Endonezya’ya tasinacagimizi bilerek, butun ailenin bulundugu kalabalik bir kutlamayla girmistik. Yeni bir baslangicin heyecani, bilinmezin endisesi, sevdiklerimizden ayrilacak olmanin buruklugu, ortak hayalimizi gerceklestirebilecek olmanin gururla karisik sevinciyle karsilamistik 2008’i.

Tasinma hazirliklari, tasinma, alisma derken 2008 goz acip kapayincaya dek gecti. Yeni bir ulkede yeni bir duzen otturtmak kolay is degil. Ozellikle de herseyin cok duzenli olmadigi, dilini konusmadigimiz, insanlarinin tamamen farkli bir yapida oldugu, islerin cok yavas yurudugu bir ulkede. Tunc’un Turkiye-Endonezya-Misir-Malezya arasinda mekik dokuyarak islerini devam ettirmesi, benim yeni ise, yeni insanlara, tamamen farkli bir calisma kulturune adapte olmaya calisip ayni zamanda eski koye yeni muhtar seklinde kendimi kabul ettirmeye calismam, bu arada ikimizin birden cocuklar icin en saglikli, en uygun duzeni otturtmaya calismamiz hepimizi zorladi. Ancak annemin de destegi ile, ortak verdigimiz karar, ortak amacimiz ugruna tum yasananlari kabullenip sirt sirta vererek kendi duzenimizi oturtmayi basardik. Endonezya’yi sevdik, insanlarini sevdik, sundugu imkanlari sevdik. Ortami ve insanlari tanidikca korkularimizi attik, yeni yerleri, yeni tatlari kesfetmeye basladik.

Endonezya’ya tasinmak, hepimiz icin inanilmaz bir tecrube. Ancak sadece ulke degistirmek, evini tasimak disinda cok daha fazla anlami var. “expat” kavrami buraya gelene dek cok fazla birsey ifade etmiyordu bizim icin ama buraya gelince “expat” olmanin belirsizligi kabullenmek, heyecana, yeniliklere acik olmak, esnek dusunmek ve davranmak oldugunu anladik. Iki senelik kontrat bittiginde ne yapariz bilmeden yasayabilmeyi, hem gelecegi planlayip hem de belirsizligi kabullenmeyi ogrendik. Jakarta’da ne kadar kaliriz, sonra nerde yasariz, Turkiye’ye ne zaman doneriz sorularinin cevaplarini hep dusunmeyi ama cevaplari ne zaman bulacagimizi hicbir zaman bilemeyecegimizi anladik. Hem sahip olduklarimizi kendimizinmis gibi benimsemeyi, hem de surekli sahip olamayacagimizi aklimizin bir kosesinde tutmayi ogrendik. Aslinda nerde yasarsaniz yasayin hayatin gercekleri bunlar. Ama kendi ulkemizdeki ve akrabalarin arasindaki, guvenli ortamin rahatligindan uzaklasinca daha bir farkina vardik bu gerceklerin.

2009’a, harika ailem icin ve yakinda ve uzaktaki tum ailemin sagligi icin, hayallerimizi gerceklestirme imkani buldugumuz icin sukrederek giriyorum. Umuyorum 2009 da ailemize yine guzellikler ve harika tecrubeler getirmeye devam eder. 2009’dan herkes icin saglik ve mutluluk diliyorum. Umuyorum bu sene daha cok kesif gezileri yapar, daha cok arkadas ediniriz ve sevdiklerimiz daha cok ziyaretimize gelir.

>Jakarta’da Noel

>

Turkiye’de yilbasi Noel gibi kutlaniyor. Noel baba, cam agaci suslemeleri, zencefilli kurabiyeler, hindi ve hediye alisverisi Hristiyanlarin geleneksel Noel kutlamalarinin parcasi. Turkiye’deyken hic garip gelmiyordu ama, yurt disina cikinca cocuklara bizim Musluman oldugumuzu ve Noel’in bir Hristiyan bayrami oldugunu anlatmanin zamani geldi. Okulda da hep Christmas olarak gectigi icin suanda Lara’nin kafasindaki ayrim gayet net. Bu sene evde cam agacimiz yok, suslemeler yok. Yarin aksam Fay’in evinde Noel yemegi yenecek ve Fay Hristiyan icin bu kutlamayi yaptigini biliyor. Sanirim Turkiye’de bir yilbasi kutlamasi gecirmedigimiz surece kafasi karismayacak.

Sansimiz burada Ramazan bayramini cok ozel ve guzel kutlamalari. Yabancilarin Noel’I kadar gorkemli ve eglenceli kutluyorlar. Evlerini susluyorlar ama Noel’in simgesi kirmizi, yesil simli suslerle degil, kendilerine has bayram suslemeleriyle, hediyeler alip veriliyor, aileler bir araya geliyor, ozel yemekler ve tatlilar pisiriliyor, suslenip puslenip akraba ve dostlar ziyaret ediliyor. Ben de bu kutlamalari Endonezya’lilar gibi eglenceli yasatmaya calisacagim cocuklarima ve bu aile kutlamalarini onlarin cocukluklarinin ozel bir parcasi haline getirmeye calisacagim. Tunc isi sebebiyle bayramlarda bizimle olamiyor genelde, o yuzden de kendi aile kutlamalarimizi gelenek haline getirecegim. Bu konuda uzun uzun dusundum, arastirdim ve bize en uygun kutlamanin Hidirellez olduguna karar verdim. Bundan sonra her sene cocuklarla Hidirellez’I yani bahari, bereketi, doganin yeniden dogusunu, umudu, muzigi kutlayacagim. Amacim buyuduklerinde harika anilar olarak hatirlayacaklari, kendi ailemize ozel kutlamalar yasamalari.

Keske Turkiye’de de bu dini bayramlar yobazlasmadan ozel hale getirilebilse. Ama ne yazik ki “modern yada elit” tabaka tepkisel davranip kokeni dine dayanan tum gelenekleri inkar edip batililarin geleneklerini benimsemek istiyor. Kendi ozumuzdeki guzel gelenekleri surdurmek yobazlara kaliyor ve aradaki ucurum aciliyor da aciliyor… Nereye kadar gidecek bilmiyorum ama su anda bu belirsizlikten, karmasadan ve huzursuzluktan uzak oldugum icin mutluyum.