>Hosgeldin 2009

>2008 bizim icin cok heyecanli, yeni baslangiclarla, kesiflerle dolu bir yil oldu. 2008’e Asya’ya tasinma karariyla girmistik. Tropik bir yerde yasamak benim cocukluk hayalimdi. Hep bir sabah uyansam da kendimi surekli sicak ve gunesli, masmavi bir deniz kenarinda bulsam diye hayal kurardim. Dalis tatillerinde kesfettigimiz Guneydogu Asya’nin ise once sualtina asik olmus, sonra da sicak insanlarina, yumusak iklimine, genel pozitif atmosferine, kulturel cesitliligine tutulmustuk. Cocuklarimiz olunca, onlari uluslararasi bir ortamda buyutmek, onlara dunyadaki farkli kulturleri tanitmak, farkli yerleri gostermek en buyuk amaclarimdan biri haline gelmisti. 2008’e Endonezya’ya tasinacagimizi bilerek, butun ailenin bulundugu kalabalik bir kutlamayla girmistik. Yeni bir baslangicin heyecani, bilinmezin endisesi, sevdiklerimizden ayrilacak olmanin buruklugu, ortak hayalimizi gerceklestirebilecek olmanin gururla karisik sevinciyle karsilamistik 2008’i.

Tasinma hazirliklari, tasinma, alisma derken 2008 goz acip kapayincaya dek gecti. Yeni bir ulkede yeni bir duzen otturtmak kolay is degil. Ozellikle de herseyin cok duzenli olmadigi, dilini konusmadigimiz, insanlarinin tamamen farkli bir yapida oldugu, islerin cok yavas yurudugu bir ulkede. Tunc’un Turkiye-Endonezya-Misir-Malezya arasinda mekik dokuyarak islerini devam ettirmesi, benim yeni ise, yeni insanlara, tamamen farkli bir calisma kulturune adapte olmaya calisip ayni zamanda eski koye yeni muhtar seklinde kendimi kabul ettirmeye calismam, bu arada ikimizin birden cocuklar icin en saglikli, en uygun duzeni otturtmaya calismamiz hepimizi zorladi. Ancak annemin de destegi ile, ortak verdigimiz karar, ortak amacimiz ugruna tum yasananlari kabullenip sirt sirta vererek kendi duzenimizi oturtmayi basardik. Endonezya’yi sevdik, insanlarini sevdik, sundugu imkanlari sevdik. Ortami ve insanlari tanidikca korkularimizi attik, yeni yerleri, yeni tatlari kesfetmeye basladik.

Endonezya’ya tasinmak, hepimiz icin inanilmaz bir tecrube. Ancak sadece ulke degistirmek, evini tasimak disinda cok daha fazla anlami var. “expat” kavrami buraya gelene dek cok fazla birsey ifade etmiyordu bizim icin ama buraya gelince “expat” olmanin belirsizligi kabullenmek, heyecana, yeniliklere acik olmak, esnek dusunmek ve davranmak oldugunu anladik. Iki senelik kontrat bittiginde ne yapariz bilmeden yasayabilmeyi, hem gelecegi planlayip hem de belirsizligi kabullenmeyi ogrendik. Jakarta’da ne kadar kaliriz, sonra nerde yasariz, Turkiye’ye ne zaman doneriz sorularinin cevaplarini hep dusunmeyi ama cevaplari ne zaman bulacagimizi hicbir zaman bilemeyecegimizi anladik. Hem sahip olduklarimizi kendimizinmis gibi benimsemeyi, hem de surekli sahip olamayacagimizi aklimizin bir kosesinde tutmayi ogrendik. Aslinda nerde yasarsaniz yasayin hayatin gercekleri bunlar. Ama kendi ulkemizdeki ve akrabalarin arasindaki, guvenli ortamin rahatligindan uzaklasinca daha bir farkina vardik bu gerceklerin.

2009’a, harika ailem icin ve yakinda ve uzaktaki tum ailemin sagligi icin, hayallerimizi gerceklestirme imkani buldugumuz icin sukrederek giriyorum. Umuyorum 2009 da ailemize yine guzellikler ve harika tecrubeler getirmeye devam eder. 2009’dan herkes icin saglik ve mutluluk diliyorum. Umuyorum bu sene daha cok kesif gezileri yapar, daha cok arkadas ediniriz ve sevdiklerimiz daha cok ziyaretimize gelir.

>Satu Muharam yada Tahun Baru Hijrah

>Noel tatilinin ardindan Pazartesi de tatildik. 29.Aralik.2008 Hicri takvime gore yeni yilin baslangiciymis. “Neden siz tatil yaptiniz da biz yapmadik?” diye merak edenlerin bilgisine sunarim. Tatil yaptik da ne yaptik derseniz, tam olarak ozeti sudur; bahcede kahvalti, 6 ay sonunda TV karsisinda tembellik, cocuklarla tas boyama (sorgulamayalim lutfen, cok eglenceli), ogle uykusu, blog guncellemesi, yarim saat icinde yarisi tuketilen bir adet limonlu kek, playhouse disney ve pirates of the carribean.
Neyse, ilginc olan bizim ne yaptigimiz degil, Endonezya’lilarin, aslen bir Musluman olayi olan Hicri Yeni Yili nasil kutladiklari. Biz disari cikmadigimiz icin gece sabaha kadar atilan havai fiseklerden baska bisey gormedik ama Jakarta Post’taki resmi ve haberi yorumsuz aktariyorum:


GIFT FOR THE INVISIBLE: Villagers conduct the Larung Sesaji, an offering ritual, at the Ngebel dam in Ponorogo, East Java, on Monday to commemorate the Islamic New Year. The giant cone of rice, the main offering, was carried on a raft to the middle of the dam before being thrown into the water. (JP/ID Nugroho)

Bizim ‘Cam agaci aslinda paganizmden geliyor, Noel Baba da Coca Cola’nin icadi’ diyerek yeni yili Noel gibi kutlamamizi elestiriyorum ama kutlamalarina diger dinleri karistiran sadece biz degiliz anlasilan. Simdi gelsin Subat’taki Chinese New Year tatili.. Yasasin dinlerin kardesligi!

>Bandung

>Is yerindeki Bandung’lu bir arkadas tarafindan ozenle hazirlanan gezi planimiz sayesinde harika bir Cumartesi gecirdik. Geceden kahvaltilik sandvicler hazirlamistim, boylece sabah 7’de yola cikabildik. Kahvaltilar arabada edildi. Yolda inanilmaz manzaralar gorsek de, otobanda arabayi durdurmaya cesaret edemedik. Goruntuler zihnimize kazindi ama bir dahaki sefere daha uzun olan eski yoldan gidip, bol bol resim cekmeye karar verdik.

Bandung, Bati Java’nin resmi baskenti, ayni zamanda adanin ticari merkezi. Tekstil, elektronik, vs uzerinde uretim yapan bir suru fabrika var. Pek cok universite oldugu icin tam bir ogrenci sehri. Java’nin Paris’i.. Pek cok unlu markanin outlet’I oldugu icin alisveris tutkunlarinin gozdesi. Ama tek bir outlet’e bile girme tesebbusunde bulunmadigim icin kendimle gurur duyuyorum. Verimli volkanik topraklar uzerine kuruldugu icin yogun olarak tarim yapilan bir bolge ayni zamanda. Kahve, pirinc, cilek, kabak gibi pek cok sebze ve meyve yetistiriliyor bolgede. Seviye yuksek oldugundan Jakarta’dan 4-5 derece daha serin, tertemiz bir havasi var.

Ilk duragimiz hala aktif bir yanardag olan Tangkupan Perahu oldu. Kratere cikarken, bitki cesitliligi acisindan cok zengin olan bir ormanin icinden gectik. Cam agaclarinin kokularini icimize cekerek Akdeniz hasreti gidersek de, bitki ortusu Akdeniz’den cok daha zengin ve farkliydi. Kratere kadar arabayla cikilabiliyor, o yuzden cok rahat ettik. Arabadan inince sulfur kokusu burnumuzu yaksa da, hala tuten krater karsisinda hepimizin dili tutuldu.

Yemekten once cilek tarlalarina gidip, cocuklarla cilek toplamayi planlamistik ama yanardag’da tahminimizden daha uzun kalinda, bunu bir sonraki gezimize ertelemeye karar verdik. Ogle yemegine Kapung Daun diye bir yere gittik.

Yemekten sonra rehavet cokunce, otelimize gitmeye karar verdik. Biraz dinlendikten sonra Sierra diye bir yere yemege gittik. Tepede, tam bir Bandung manzarasina sahip, harika bir yer.

Ertesi gun Alain’in dogum gunu partisine yetismek icin kahvaltidan sonra yola cikip geri donduk.

>Café Batavia

>19.yy’dan kalma, kolonyel bina 1993 yilinda restore edilip, harika bir mekana donusturulmus. Cok ozel bir atmosferi ve dekorasyonu var, dunyanin her kosesinden esintiler bulmak mumkun. Muzikler de ortamin ruhunu yansitacak sekilde secilmis. 1950’lerin caz kluplerinin 2000’li yillara uyarlanmis hali gibi. Upuzun bir inci kolye, diz boyunda ucusan bir elbise, dirsege kadar eldivenler ve elimde uzun sigaralikla gitmem gerektigi hissini uyandiriyor.
Cocuklar arabada uyurken, Tunc’la kahve kacamagi yaptik ama kesinlikle genis bir zamanda gelinmesi gereken bir yer.

Herkesin resmini cektigi ve konustugu erkekler tuvaletini gormek ise ancak gecen hafta Banu’yu goturdugumuzde kismet oldu ancak fotograf simdilik yok.

Merak edenler icin link http://www.cafebatavia.com/


>Jakarta’da Noel

>

Turkiye’de yilbasi Noel gibi kutlaniyor. Noel baba, cam agaci suslemeleri, zencefilli kurabiyeler, hindi ve hediye alisverisi Hristiyanlarin geleneksel Noel kutlamalarinin parcasi. Turkiye’deyken hic garip gelmiyordu ama, yurt disina cikinca cocuklara bizim Musluman oldugumuzu ve Noel’in bir Hristiyan bayrami oldugunu anlatmanin zamani geldi. Okulda da hep Christmas olarak gectigi icin suanda Lara’nin kafasindaki ayrim gayet net. Bu sene evde cam agacimiz yok, suslemeler yok. Yarin aksam Fay’in evinde Noel yemegi yenecek ve Fay Hristiyan icin bu kutlamayi yaptigini biliyor. Sanirim Turkiye’de bir yilbasi kutlamasi gecirmedigimiz surece kafasi karismayacak.

Sansimiz burada Ramazan bayramini cok ozel ve guzel kutlamalari. Yabancilarin Noel’I kadar gorkemli ve eglenceli kutluyorlar. Evlerini susluyorlar ama Noel’in simgesi kirmizi, yesil simli suslerle degil, kendilerine has bayram suslemeleriyle, hediyeler alip veriliyor, aileler bir araya geliyor, ozel yemekler ve tatlilar pisiriliyor, suslenip puslenip akraba ve dostlar ziyaret ediliyor. Ben de bu kutlamalari Endonezya’lilar gibi eglenceli yasatmaya calisacagim cocuklarima ve bu aile kutlamalarini onlarin cocukluklarinin ozel bir parcasi haline getirmeye calisacagim. Tunc isi sebebiyle bayramlarda bizimle olamiyor genelde, o yuzden de kendi aile kutlamalarimizi gelenek haline getirecegim. Bu konuda uzun uzun dusundum, arastirdim ve bize en uygun kutlamanin Hidirellez olduguna karar verdim. Bundan sonra her sene cocuklarla Hidirellez’I yani bahari, bereketi, doganin yeniden dogusunu, umudu, muzigi kutlayacagim. Amacim buyuduklerinde harika anilar olarak hatirlayacaklari, kendi ailemize ozel kutlamalar yasamalari.

Keske Turkiye’de de bu dini bayramlar yobazlasmadan ozel hale getirilebilse. Ama ne yazik ki “modern yada elit” tabaka tepkisel davranip kokeni dine dayanan tum gelenekleri inkar edip batililarin geleneklerini benimsemek istiyor. Kendi ozumuzdeki guzel gelenekleri surdurmek yobazlara kaliyor ve aradaki ucurum aciliyor da aciliyor… Nereye kadar gidecek bilmiyorum ama su anda bu belirsizlikten, karmasadan ve huzursuzluktan uzak oldugum icin mutluyum.

>CILEK MOBILYA

>Dun cocuklarla Bolt’u seyretmek icin Pasific Place’ gittik. Film baslayana kadar ortalikta dolastik ve bu sirada cocuk katinda CILEK MOBILYA magazasi acildigini gorduk. Hemen gittim tabii ki, cekik gozlu minik bir adam gururla bir Turk markasi oldugunu ve kendisinin acenta olarak markayi Endonezya’ya getirdigini anlatti bana, yada o normal anlatti da ben mi gururla dinledim bilemiyorum. Nedense cok sevindim, pek bir duygulandim. Cocuklarin odasi icin bir turlu bulamadigim kırmızı yada turuncu kitapligi oradan almaya karar verdim. Gerci sonradan Pasific Place’ten mobilya alacak kadar zengin yada cilgin miyim diye dusunmedim degil. Fiyat kataloguna goz attiktan sonra kararimdan cayabilirim ama gene de burda bir yerde CILEK MOBILYA adında bir magaza olmasi bana kendimi iyi hissettirdi.

Ikea geliyor, yok gelmiyor derken bir Turk markasinin pazardaki bu acigi doldurmasi ayrica bir hosuma gitti. Jakarta’da neyin nerde oldugunu ogrenebilirseniz hersey var. Ben hala burada olmadigini dusundugum bir suru yeni sey kesfediyorum hergun. Dili tam konusamadigimiz icin ve neyin nerde oldugunu bilmedigimiz icin mahrum kaliyoruz bazi seylerden. Modern cocuk mobilyasi da mahrumiyetlerimizden biriydi. Cocuklarin odasina modern, sade ama parlak kırmızı yada turuncu renkte bir kitaplik ariyordum iki aydir. Karawacci tarafinda bir yerde goruldugu bilgisi geldi ama bir turlu gidememistik. Marangozlara da guvenemedim bir turlu, Ikea acilacak diye bekleyip duruyorduk umutsuzca. Cilek’in fiyatlari ne civardadir bilmiyorum ama en azindan aradigimi bulabilecegim bir yer oldugunu bilmek guzel.

Iste boyle… Fabrikada gordugum Pasabahce ince belli cay bardaklarindan sonra ikinci tatli surprizi yasadim Jakarta’da…