>Birlesmis Milletler gunu ve Haloween

>

Burada Cumhuriyet Bayramini bir garip kutluyorlar. Cocuklar korkunc kiyafetler giyip, kapi kapi dolasarak seker topluyor. Heryeri balkabaklari ve orumceklerle susluyorlar. Bir de adini dogru telaffuz etseler, Haloween deyip duruyorlar. Saka bir yana hem 29.ekim’i kutladik, hem de Haloween’i.. ama once okulda Birlesmis Milletler gununu yani farkli dillerin, dinlerin, kulturlerin birarada olusunu, kulturel cesitliligin guzelligini kutladik. Bu uluslararasi ortamda, cocuklar hem kendi milli kimliklerine sahip cikip, bununla gurur duymayi, hem de diger kulturlere, dinlere ve milletlere saygi duymayi ogreniyorlar. Tam birer dunya vatandasi olarak yetisiyorlar.

30.Ekim’de kutladik Birlesmis Milletler gununu. Bugun cocuklarin milli kiyafetlerini giyip gidecegini ogrenince buyuk bir panik yasamis ve Babanemizin, Yelda’nin ve Bediz’in kollektif yardimiyla kiyafet ayarlamistik. Ikinci panigi de anneler kendi ulkelerinin geleneksel yemeklerinden yapip getirecek bilgisi gelince yasadik. Ozellikle Cumhuriyet Balosundan dondukten sonra yapilacak olmasi ayri bir boyut getirdi yasanan panige. Gecenin 10’undan sonra ispanakli borek ve ayran yapildi. Meraktan bir de tulumba tatlisi denemeye kalktim ama tulumba tatlisinin uzagindan bile gecmeyen birsey oldu. Denemek icin Kanola yagi almistim, bu yagda kizartinca eklenen balik kokusu bu tatli namzetine ayri bir aroma katti. Lara’nin sinif arkadaslarinin ve annelerinin hosafin suyunu icip tanesini birakacaklarini dusunerek bu garip tatliyi da goturmeye karar verdim. Netekim Japon’lardan buyuk ovgu aldim. Tarifini bile istediler!
Cocuklar cok sekerdi. Once bahcede bayrak gecidi yapildi. Sonra bizim minikler bayraklarin onunden tek sira yuruduler. Herkes kendi milli kimligini on plana cikaran giysiler giymisti. Iste resimler;

Ertesi gun de Haloween’i kutladilar. Lara peri kizi kiliginda gitti.


>Cumhuriyet Balosu: 29.Ekim.2008 , Jakarta

>Suanda oturdugumuz evi kiralayan emlakci vasitasiyla tanistigimiz Nazan Hanim’i Cumhuriyet Bayramini kutlamak icin arayinca, aksam Turk Elciliginin verdigi bir davet oldugunu soyledi ve bizi de cagirdi. Cok heyecanlandik, hemen cikip Tunc’a takim elbise aldik, giyindik, suslendik. Davetiyemiz olmadigi icin giriste problem yasayabiliriz diye endiselensek de, sorunsuz girdik. Ilk 2-3 dakikayi etrafi inceleyerek gecirdikten sonra Nazan’i bulunca bir anda bir suru insanla tanisiverdik.

Evet, Jakarta’da bizden baska Turk’ler varmis, hem de cok duzgun insanlar varmis aralarinda. Elcilikte calisan, bir suru uluslararasi sirketin yonetiminde calisan, bazilari kisa sureli projeler icin gelmis, bazilari senelerdir burda kalmis, bazilari dunyanin pek cok kosesini dolastiktan sonra yolu buraya dusmus bir avuc Turk’le tanistik.

6 aydan sonra ev disinda Turkce konusup, Turkiye’den, Istanbul’dan konusabilmek, ancak Turklerin anlayabilecegi sakalar yapabilmek bize cok iyi geldi. Bir suru de faydali bilgi ogrendim; mesela, phyllo dough diye bisey oldugunu ve onunla borek yapabilecegimi, spring roll yufkasiyla borek yapicaksam once kaynak sute batirmam gerektigini, borege Yummy’nin inek ve koyun peynirini karistirip koyunce en guzel sonucun alinacagini, Pasar Festival’de enginar bulabilecegimi, ayva ve kurufasulyeyi ne yapsam bulamayacagimi, bosuna aramam gerektigini ogrendim.

Benim icin gecenin en ilginc kismi, bizim folklor kiyafetlerini giymis Endonezya’li kizlarin Karadeniz halk oyunlarini oynamasiydi. Endonezya’lilara horon teptirdik ya, bizim milletten korkulur vallahi.

Hafif sesli klasik Turk muzigi, bol bol Turkce sohbet, guzel insanlar ve Turk yemekleriyle dolu harika bir gece gecirdik. Simdi, sirada uygun bir zamanda bizim evde manti partisi (yada daha iddiasiz bir Turk gecesi) yapmak ve tanistigimiz kisilerle tekrar gorusmek var.
Internetten birileri Jakarta’da Turk var mi diye arama yaparsa bulsun diye bu yazida bol bol Turk ve Jakarta kelimelerini kullandim. Bizim bu insanlari bulmamiz alti ayimizi aldi, hatta daha da uzun, cunku gelmeden once baslamistim arastirmaya. Belki buraya yeni gelmis yada yakin zamanda gelecek diger Turkler, Jakarta’daki Turk networkune daha kolay ulasir bu yazi sayesinde.

>Bayramda alem

>

Bayramda canim Bediz’cim ve sevgili Yelda’cim geldiler bizi ziyarete. Buradaki arkadaslara hediye etmek icin dansoz kemeri istemistim, ikisi birden getirince hem hediyelik hem de kendime saklamalik bir suru dansoz kemerim oldu. Siyah ve en guzel olanini Alain’a vermek zorunda kaldim cok begenince. Neyse bana da daha zarif olan sarisi ve Bediz’in getirdigi kirmizi kaldi. Lara’da da pembesi var , cok sirin.
Yelda gelirken yaninda raki ve damardan Turk muzigi de getirmis. Raki, Alaturka muzik,dansoz kemeri ve birbirini cok ozlemis insanlar bir araya gelince bunlar oldu iste ;

(Anneme bile dansoz kemeri takip oynattik ama resmini cekmemisiz kendimiz oynamaktan. )

>school bus

>Lara bugun okula servisle gitti. Nasildi diye sordugumuzda “cok heyecanliydi! Yerime oturduuum, kemerimi bagladiiim, hic yerimden kalmadiim. Su icmek istedim, ogretmen “later” dedi, “water” dedim, “later” dedi, ben de “okey” dedim. Ama Jack benden once indi otobusten” dedi.. tatli sey, buyudu de servisle okula gidiyor.

Arda da „iiih“ tan baska birsey soylemiyor hala. Israr etmiyoruz biz de, naapalim… ama isi iyice abartti, konusmak icin caba harcayacagina adam pandomim yapmaya basladi. Coktan secmeli soru soruyorum mesela, secenekleri bana saydirip, istedigi seyi soyledigimde agzima vuruyor falan… cok kararli yani konusmamaya…anlamamaya calistik bir sure ama sinir dayanmiyor, karsilikli yipratiyoruz kendimizi, biz de vazgectik zorlamaktan.

>Jakarta International School

>

Lara okullu oldu:

Lara 11.Agustos’ta Jakarta International School, Early Childhood 1 programina basladi. Okulun ilk gunu ogretmenle tanisma ve araba, sofor ve veliler icin kayit islemleriyle gecti. Okulda guvenlik onlemleri inanilmaz, girmek cikmak o kadar kolay degil. Kampus cok buyuk oldugu icin birkac kapisi var ve cocuk kampusun hangi tarafindaysa o kapidan girmek mecburi, bunun icin arabalara renkli stickerlar yapistiriyorlar. Her bolgenin kendine gore bir renk kodu var, cok ilginc bir sistemleri var.
Cocugu okula birakabilmek icin velilerin yada bakicilarin kimlik karti almasi gerekiyor. Tunc burada olmadigi icin kendim icin alabildim ancak okula anane birakacak, ona da kimlik cikarmamiz gerekiyor mu? Diye sorunca ortalik bayagi bir karisti. Anne/baba olmadigi icin veli saymiyorlar, e bakici olmadigi da ortada.. sordular, sorusturdular, ananeler icin bir prosedurleri olmadigi ortaya cikti. Iste JIS’in yegane ananesi:

Ananemiz, Lara’yi kayit disi olarak okula birakiyor..

Lara’nin sinifinda 8 ogrenci var; bir Italyan, uc tane native speaker, bir Japon, bir melez, bir de bizim Turkish delight. Acayip sekerler.
Lara Ingilizceyi inanilmaz bir hizda sokuyor. Tipki yeni konusmaya basladigi zamanki gibi, surekli yeni biseyler yumurtluyor. Gecen gun Tunc’a “be careful daddy” dedi, bana da dun sabah “Mummyyyy, where are yooouuu?” diye sesleniyordu. Bazi cumleleri Ingilizce, Turkce karisik kuruyor, cok sirin oluyor. “ben pink seviyorum” gibi…

Arda okula gitmedigi icin inanilmaz bir kiskanclik icinde. Gecen hafta Tunc, Lara’yi almaya gittiginde Arda’yi goturmus ve sinifa girmisler. Arda hemen ortama uyum saglayip cocuklarla iletisime girmeye ve oyuncaklarla oynamaya baslamis. Sabahlari “Oglum sen de konusmaya basla, cisini soyle, seni de okula gondericez, baska turlu okula almiyorlar” diyoruz, acayip kiziyor. Adam hala konusmuyor ve hic de niyetli gorunmuyor. Hayirlisi diyoruz. Emzigi ve sallanarak uyumayi bir anda birakti, konusmak icin de dogru zamanin gelmesini bekliyoruz sabirla.

>resimler

>Uzun zamandir yeni resim ve yazi yukleyemiyorum, ben de ofis bilgisayarimdaki resimleri yuklemeye karar verdim simdilik;

bu Tangerang tarafinda Pancaprima restaurant dedigimiz yerel bir lokanta. Yemekleri de bahcesi de cok guzel.

Bu da team lunch resmimiz. Iste benim ekibim..
Bob Shorrock’un veda yemeginde ofis arkadaslarimla cekilen resim.

Anyer’de Carita Beach’te piknik. Burasiyla ilgili baska resimler de yukleyecegim daha sonra.

Fay’in kopegi Sweety ve Lara.