>ofis fotografi

>

Cok uzun zamandir yazamadim ama esyalarimiz gelsin, evi yerlestirelim de oyle yazalim istedim. Aslinda yazacak o kadar cok sey var ki cocuklarla ilgili.

Cocuklar bahce ve havuz olayi yuzunden inanilmaz keyifliler. bahcede ucurtma ucurup, hemen hemen her gun havuza girebiliyorlar. Tabii havuza girememek de en buyuk cezamiz. Yemegini guzel yemeyen, yaramazlik yapan havuza giremiyor. Bahce de inanilmaz keyifli. Gecen hafta sonu bir suru sivrisinek kovucu urun aldik, boylece bahcede daha rahat vakit gecirebiliyoruz. tam sekiz saksi orkide aldik, eger yasatabilirsem daha da almayi dusunuyorum. Bocek isiriklarindan korksam da hafta sonlari cocuklarla bahcivancilik oynuyoruz.. henuz vukuat yok, umarim olmaz.
Haftada 3 saat bahasa Indonesia dersi aliyorum iki haftadir ama Lara benden daha cok konusabiliyor. Karnim ac, susadim, tuvalete gitmem gerek cumlelerini ogrenmis, her isini hallediyor. Bir de cok yavas da olsa Ingilizce cabasi var, en azindan buradaki insanlarla Turkce iletisim kuramayacagini anlamis durumda. Arda zaten konusmadigi icin herkesle cok rahat iletisim kurabiliyor. sosyal bocek, heryerde hemen kendine arkadas buluyor.

Buyuk haber, esyalarimiz sanirim yarin geliyor!! Evi yerlestirdikten sonra bir suru resim yukliycem. Ama once buradaki ofis fotografini yukluyorum.

>bir aydir Jakarta’dayim!

>
Cocuklar yanima gelene ve yeni evimize tasinana kadar buraya yeni bir yazi yazmama karari almistim ama outlook takvimine kendim icin koydugum “ilk ayi doldurdun, tebrikler!” yazisini gorunce kararimdan vazgectim. Ilk ayimi doldurduguma inanamiyorum. Cocuklarimdan ve ailemden uzak, yepyeni bir ortamda ilk ayim bitti. Cok zorlandigim anlar oldu, hala oluyor. Ailemi cok ama cok ozledim. Ama gene de tahmin ettigimden daha kolay gecti, adaptasyon suresi de dusundugumden daha kisa oldu. Tabii ki hala alismam ve ogrenmem gereken cok sey var ama kendimi uzayli gibi hissetmiyorum en azindan.

Ilk bir ayda gozlemledigim ve bazilarini ilk kez burada gordugum bazi seyler var. Bazilarini hicbiryerde gormedim, bazilarini Malezya’da gormustum. Mesela;

Bardak kapaklari: Iceceklerin ustunu mutlaka kapatiyorlar. Mesela su bardaklari icin cok zarif minik kapaklari var. Fabrikalarda plastikten yapilmis daha basit versiyonlarindan anladigim kadariyla cok yaygin kullanilan birsey. Su en onemli ikramlardan ve iceceklerden biri.

Bicak yerine kasik: Yemek yerken bicak kullanmiyorlar. Cinliler chop stick kullaniyor zaten ama buralilarda catal ve kasik kullaniyorlar. Butun kesme islemlerini kasikla yapiyorlar. Ilk hafta cok tuhaf gelmisti ama simdi alistim. Malezya’da da ayni olay var ama orada restoranlarda bicak bulmak daha kolay. Burada bazi cok luks restoranlarda bile bicak standart degil, ancak ozel istek uzerine getiriliyor.

Kahve: Kahvenin mekani burasi. Siradan cafelerde ictigim kahve bile cok guzel. Pek cok semtte Starbucks var ama yerel mekanlarin hem fiyati daha ucuz, hem de bence en az Starbucks kadar lezzetli kahveler yapiyorlar. Alisamadigim tek sey, cogu yer kahvenin icine seker koyup servis yapiyor. Kahvesini az sekerli icen biri olarak, buna tam alisamadim. Siparis verirken sekersiz olmasini istemeyi unutursam, kahve keyfi kursagimda kalabiliyor. Fabrikalarda ikram edilen kahve bile lezzetli ama benim icin cok sekerli.

Iced lemon tea: burada buzlu cay istediginiz zaman bir bardak buzlu cay ve yaninda minik bir kapta surup geliyor. Ilk seferinde ne oldugunu anlamadim, cayi sekersiz, sadece limonlu ve buzlu olarak getiriyorlar. Surubu icine dokunce Lipton Ice tea yada Nestea tadina geliveriyor bir anda.

Cay: bu adamlar yemeklerini yiyip sofradan kalkiveriyorlar. Yemek ustune bir tatli yiyelim, bir cay icelim, biraz sohbet edelim falan olayi yok. Yiyelim, kalkip isimize bakalim modundalar. Cinliler cayi, yani yesil cayi yemekle birlikte iciyorlar. Bu da Vietnam’da gordugum ve pek alisamadigim birsey. Sushi’yle falan guzel oluyor ama baharatli yemegin ustune sicak cay hic bana gore degil. Bu arada ogle yemeklerinden sonra Mutfak’ta yada Laz’da ictigim cayin tadi ve cay sohbetinin keyfi burnumda tutuyor. En iyisi uyduruk caydanligimda cay demlemek. Yoksa tek sansim Anatolia’ya gitmek, orda da elin Endonezya’li garsonuna “acik cay” istedigimi nasil anlaticam…

Zeytin: Hayatimda tatli zeytini ilk defa burada yedim! Sanirim bizim siyah Gemlik zeytini ve kirik yesil zeytin en cok ozleyecegim seylerin basinda geliyor. Burdaki zeytinler kelimenin tam anlamiyla igrenc, tatli, dusunebiliyor musunuz, tatli! Hala denemedigim 1-2 supermarket kaldi. Oralarda da yoksa her gelenden isteyeceklerimin basinda zeytin gelecek.

>
Gecen hafta iste ilk haftaya kiyasla daha iyi gecti. Ekibimle ilk toplantimizi yaptik. Genel tutumlari gayet cana yakin ama buzlari kirmak zaman alacak gibi. Toplanti monolog seklindeydi, benden baska kimse konusmadi sayilir.. Umarim zamanla acilirlar.
Bu hafta bir adidas fabrikasi ve bir kumas ureticisi ziyaret ettim. Bizde standart olan bazi ekipmanlar buralarda luks sayiliyor. Mesela hayatimda ilk defa manuel boya hazirlayan bir boyahane gordum.

Fabrikalar Tangerang tarafindaydi. Ogle yemegini burda, gayet lokal bir yerde yedik. Restoran, sanayi bölgesine gizlenmis, sakli bir cennet gibiydi. Mekanin ve bahcenin guzelligini tam yansiyan resimler cekemedim ne yazik ki, iste resimler.

Is disinda yaptigim hemen hemen tek sey ev aramak. Pondok Indah’ta bize uygun ev bulamayacagima kanaat getirdim. Aramalarimi Kemang’a yogunlastirmis durumdayim. Guzel opsiyonlar var, aklimda kalan ve goremedigim bir iki yer kaldi, bu hafta karar vermem lazim sanirim…

Restoranlar ve sosyal yasama gelince, cocuklar yanimda olmadigi icin sosyallesme firsatlarini degerlendiriyorum. Simdiye kadar gittigim yerler ve yorumlarim:
Fashion Cafe : cok karanlik, sohbet edilecek bir yer degil. cocukla hic gidilmez.
Hard Rock Cafe: Yemekler guzel, Mexican/American ama TGI Fridays’i tercih ederim. O da varmis ama henuz gitmedim.
Payon: Endonezya restorani. Fiyatlar uygun ve yemekler cok cok guzel. Bahce ve dekorasyon orjinal, ozetle basarili.
Tabac: Kemang’da bir bar. Genelde reklamcilar takiliyormus, bana gore degil.
Ganesha: Hint restorani. Ben begendim ama Kemang’daki diger Hint restorani daha iyiymis soylenene gore.
Veeee Anatolia: Jakarta’nin yegane Turk restorani. Simdiye kadar gittiklerimin en pahalisi. Dekorasyon ev atmosfer guzel ama porsiyonlar cok kucuk ve fiyatlar cok yuksek. Bizim alisik oldugumuz sofra donatma, tika basa doyma olayi yok. Yemeklerin lezzeti guzel, Ali Nazik ve manti yedim, tadi guzeldi. Amac sahibiyle tanisip burda bulunmayan yiyeceklerin kaynagini bulmak.


>ilk yerel yemegim ve ilk fabrika ziyaretim

>

Jakarta’daki ilk haftam bitmek uzere. Gecen gun ofisteki kizlarin davetini kiramayarak gayet yerel bir yerde, pek hijyenik gorunmeyen sartlarda yerel bir yemek olan SOTO AYAM’i yani buranin tavuk corbasini yedim. Henuz Tifo asimi olmadigim icin tedirgin olsam da, hayir diyemedim.. neyse ki bisey olmadı, lezzeti de cok guzeldi.

Buradaki ofis alanini gercekten cok verimli kullaniliyor. Az alana bir suru insan sigdirmislar. Oda falan da yok tabii, acik ofis ve iste masam. Ve arkamdaki manzara.

Bu da bayanlar tuvaletindeki yazi:

Isin kotusu, gercekten de ellerini yikamadan cikanlarin olmasi. Simdi kimler yikiyor, kimler yikamiyor onu tesbit etmeye calisiyorum tuvalete gittikce…

Bugun ilk fabrika ziyaretimi yaptim. Sukabumi diye bir yerde 3 tane fabrika gördüm. Fabrikalar ise yaramazdi ama etraf harikaydi. Sehirden cikinca heryer yemyesil. Ogle yemegi yedigimiz Lido Lake’te cektigim resimler:


>Jakarta’dan ilk izlenimler

>Kendi blog’uma ilk yazim, cok heyecanli!

Oncelikle yazilariniz ve resimleriniz icin cok tesekkur ederim. Evden ve sevdiklerimden bu kadar uzakta olunca, tek basima kaldigimda bunalima girmek cok kolay. Moral bozuklugunun yaklastigini hissettigimde hemen sayfami aciyorum ve yazdiklarinizi okuyorum. Sanirim simdilik sadece 4 kez okudum 🙂

Ben de ailemizin Jakarta macerasini sizlere ve merak eden herkese buradan bildirmye devam edecegim. Iste ilk izlenimlerim:

Dun oglene dogru Jakarta’ya indim. Endonezya’lilarla yasadigim ilk iki olay ortalama vatandasin zeka seviyesi hakkinda pek ic acici olmayan sonuclara varmama sebep olabilir ama simdilik genelleme yapmak istemiyorum. Yorumsuz olaylari aktaracagim, yorum yapmayi size birakiyorum.

Havalimanindan beni guleryuzlu, cekik gozleri gulunce iyice yokolan, ufak tefek bir adamcagiz aldi. Otele geldigimizde, “bugun baska bir yere gitmeyecek misiniz?” diye sorunca ben de para bozdurabilecegim ve supermarket alisverisi yapabilecegim bir yere goturmesini istedim. Sanirim beni biraktigi yer Jakarta’nin en pahali alisveris merkezlerinden biriydi, magazalar Fendi, Prada, LV, vs tipindeydi. Beni ne sandi da buraya getirdi bilemiyorum, ustumdeki Y-3’ler zengin duruyor demek ki. Neyse, tahminimce buranin en kazik marketinde alisveris yaptim, para bozdurdum ve soforun beni bulmasi tam 45 dakika surdu. Bugun aldigim bilgilere gore olasi bir durummus ve butun alisveris merkezlerinde “car call” diye bisey varmis. Otoparkta soforu anons ettirip, nereye gelmesi gerektigini soyluyormussun. Bu zeka problemi mi, dil problemi mi bilemiyorum ama problemin farkinda olunup cozum bulunmus olmasi guzel tabii.

Ikinci olay otelde yasandi. Kaldigim otel aslinda minik bir apartman dairesi. Iki yatak odasi, acik mutfagi, salonu, iki banyosu var. Mutfaktaki ocak tuplu ve otomatik cakmak mekanizmasi yok. Becerebilirsem resimleri ekleyecegim. Marketten makarna, tavuk nugget falan almistim. Yogurtlu makarna mi aseriyorum yoksa ortaligi biraz sicak yemek kokutup da kendimi evde hissetmeye mi ihtiyacim var emin degilim ama takintili bir sekilde hemen birseyler pisirmek istiyorum. Odada kibrit bulamiyorum ve resepsiyonu arayip “ocagi yakamiyorum, yukari kibrit gonderebilir misiniz?” diyorum, karsimdaki kizcagiz “aa, hemen birini gonderiyorum” diyor. Hemen geliyor birisi cidden, genc bor cocukcagiz. Kibrit var mi, yok, getirmemis. Ocakta ne problem var deyip hemen dugmeleri karistirmaya basliyor. Bir muddet seyrediyorum, belki bir bildigi vardir diye ancak ortalik gaz kokmaya baslayinca mudahele edip kibarca gonderiyorum. Giderken “ocak bozuk sanirim, ben muhendis arkadasi gondereyim, bi de o baksin” diyor. Adam gittigi gibi hemen resepsiyona inip kibrit aliyorum ve ocak calisiyor tabii ki. Muhendis arkadasi da problem yok, ocak calisiyor deyip gonderiyorum tabii ki. Olayda benim hatam gozardi edilemez, ilk telefonda cok fazla detay veriyorum, sadece kibrit istesem hic bu kadar insan yorulmayacak.

Ozetle, cok guleryuzlu, sicak ve iyi niyetli insanlar. Kulturleriyle ve davranis sekilleriyle ilgili ogrenmem gereken cok sey var. Neyse ki ofisteki tippler bayagi zeki ve isini bilir gibi gorunuyor, umarim hepsi oyledir. Bugun ofiste ilk gunum. Ekibimin cogu burada olmadigi icin herkesle tanisamadim. Hafta sonu ofisce Bali’deydiler ya, cogu bugunu izin alip orada kalmaya devam etmis. Bu kadar masraftan sonar ofis batmazsa seneye ben de katilirim artik.

Hemen kendime arkadaslar edindim. Bu aksam neredeyse zorla Duran Duran konserine goturuyorlardi da, zor kurtuldum ellerinden. Kocam deli gibi merak eder vallahi, konsere monsere gidemem ben oyle “he” diyince. Saka bir yana, insanlar gercekten cok seker, sanirim alismak cok zor olmayacak. Icten ice kil oluyordir belki ama en azindan bugun kendimi iyi hissettirdiler bana.

Ilk iki gunden izlenimler:

– yogurt biraz eksimsi olsa da bizimkine cok yakin, kullanılabilir. sirada feta diye satilan beyaz peyniri denemek var.
– her isin basi sabir
– KISS yani Keep It Super Simple, fazla detay verince kisa devre yapabiliyorlar.
– oda servisi bulasiklari da yikiyor, tifo olmazsam bulasik sungeri almama gerek kalmadi demektir.
– korkunc dedikleri trafik urban legend olabilir, incelemeye devam etmek lazim.

bugunluk bu kadar.

herkese sevgiler,
Selen the Java Lady

>Rana

>

Selen’cigim,

Senin icin cok seviniyorum ama LO icin ve de kendim icin cok uzuluyorum. Bu ofise katkin gercekten cok fazla. Basarilarinin devamini diliyorum ve eminim ki Endonezya’da da cok basarili olacaksin. Senin sakinligin, soguk kanliligin, positifligin ve hayata bakis acin beni her zaman etkilemistir, zaten cocuklarina bakinca da onlarda da ayni ozellikleri goruyorum. Ikisi de superler maasallah.Bu arada, kucuk prens ve prensesi de ozleyecegim, aradabir de olsa onlari gormek guzeldi.

Seninle is arkadasligimizin yaninda dostlugumuz da var, is ve ozel hayatla ilgili cok sey paylastik. Bu da yoklugunda arayacagim seylerden biri.

Sana ailenle birlikte cok mutlu bir yasam diliyorum Selen cigim. Her sey diledigince , gonlunce olsun insallah.

Kadehimi senin serefine kaldiriyorum… 🙂

Sevgiler,
Rana

>Selcuk the SEA

>Sevgili Selen,

Ofisimizden 2 “Sel…”in birden ayni zamanlarda expat olarak yurt disina gitmesi ne kadar ilginc bir tesaduf degil mi? Olan Management Meeting’lerde sirasi bizden sonra gelen arkadasa oldu 🙂

Su siralar benzer sureclerden gectigimiz icin son zamanlarda neler yasadigini, neler hissettigini cok iyi anliyorum. Insallah hem bizler hem de ailelerimiz icin hersey yok hayirli olur.

Jakarta’daki SEA ekibine cok selam soyle. Hersey gonlunuzce olsun
Selcuk the SEA