>Aslinda kapaliyiz yazisini bundan once yazmistim ama nasil olsa herkes uyuyordur dunyanin batisinda. Oyle ilginc birsey oldu ki, unutmadan yazmam lazim. O yuzden hemen yazilarin sirasini degistiriyorum kimseye caktirmadan.
Fabrikalarin yukleme performanslarini sene sonu yaklistigi icin daha bir dikkatle takip ediyoruz. Gunluk raporlar, heyecanli kosusturmalar hep, 12 ayin emegini bosa cikarmadan, iyi bir performansla kapatmak icin seneyi. Bu sabah aldigim raporda dunku raporlarda ongorulmeyen buyuk bir gecikme gorunce konuyu sorusturmaya basladim. Yapilan aciklamalari tutarli ve cok mantikli bulmayip sorularimdan kurtulamayinca, ekibim agzilarindaki baklalari cikardilar birer birer.
Beklenmeyen gecikmeyi yasayan fabrikada meger kotu ruhlar varmis. Zaman zaman iscileri ele geciriyorlarmis. Icine kotu ruh giren isciler transa girerek, histeri krizi geciriyorlarmis. Bu kriz yada icine ruh girme olayi diger iscilere hizli bir sekilde yayilabiliyormus. Yani bir kiside basladiktan bir iki dakika sonra sayi 5-6’ya cikiyor, sonra da katlanarak artiyormus. O yuzden bu tur durumlarda hemen is birakiliyor, isciler bir yere toplaniyor, en yakin Orang Pintar (wise man) getirilip, iscileri dualarla sakinlestiriyor, mekani kotu ruhlardan arindiriyormus. Bu olaylar, genelde bir kurbanla sonuclaniyormus.
Haydaaaa… Bunu ogrendikten sonra bir toplanti icin ofise gelmis olan fabrika yoneticileriyle gorustum. Olayi dogruladilar ve ilk defa boyle bir sey duydugum icin cok sasirdilar. Her fabrikada oldugunu, ozellikle bu fabrikada ayda iki kez bu olayin yasandigini soylediler. Genelde kirsal kesimden gelen iscilerin, cok yogun olarak dini ve dogaustu ogelerle yetistirildiklerini, bu tur seylere inanclarinin cok kuvvetli oldugunu, ancak yasadiklari seyin aslinda basit bir histeri krizi oldugunu anlattilar. Fabrikada surekli iki tane Orang Pintar bulundurduklarini, boylece bu olaylari cabuk bir sekilde yatistirmaya calistiklarini soylediler. Tayvan’li yoneticilerin olayi bana aktarisi krizin sebebinin yorgunluk, sicak yada stres olabilecegi seklindeydi. Bunun uzerine calisma sartlarini, seflerde degisiklik olup olmadigini, is yogunlugunu sorgulamaya basladim. Ama bu fabrika, calisma sartlari en iyi olan fabrikalarimizdan biri. Aylardir fazla mesai yapilmiyor ve performanslari bugune dek gayet iyiydi. Acaba yil sonundaki maas zam oranlari mi iscileri strese sokuyor yada isten cikarilma korkusu mu var? Yada o gun canlari az mi calismak istedi?
Neyse, sonra fabrika yoneticilerine yem attim biraz, bizim ofiste de var aslinda hayatler falan diye. Hemen acildilar, aslinda Cin’lilerin de bu tur seylere inandigini, her yeni mekanin, bu isin uzmani kisiler tarafindan teftis edilerek “gri” alanlarin belirlendigini ve bu alanlari aynalar yada bazi muskalarla koruma altina aldiklarini anlattilar. Sonra bana sordular, “Turkiye’deki fabrikalarda hic olmaz mi boyle seyler?” diye. “Olmaz” dedim, “Bizim nazar boncuklarimiz var, herseyden korur bizi. Turkiye’ye gidersem size de getiririm.”
Sonra yine sordum, “Madem boyle bir gercek var, dogaustu yada degil, farketmez, neden bir iki tane adam tutup gece gunduz okutup ufletmiyorsunuz? Gercekten varsa birsey orayi ve icindekileri korur, yoksa da psikolojik olarak korunduklarina inanir isciler. 1200 kisinin isgucu kaybinin maliyeti nedir size, hesapladiniz mi? Eminim iki uc imam tutmak cok daha ucuza geliyordur” Gulduler… Cevap vermediler.. Anlasilan arada bir eve erken gidip, supriz tatiller yapmak herkesin isine geliyor.
Ben simdi bu gecikmenin sebebini nasil anlatacagim HongKong’daki insanlara, kendi mudurume onu dusunuyorum kara kara…















